French Impressionism

French Impressionism Akımı ve Film Listesi

Makale 10dk okuma Liste 19 Filmi

Çıkış Noktası Fransa
En Aktif Yıllar 1918 – 1928

Giriş: French Impressionism

Fransa, Cinema of Attractions ve Film d’Art akımlarının ardından sinemayı şekillendiren bir başka akıma daha ev sahipliği yaptı. Avant-garde bir akım olan French Impressionism, kısa sürede tiyatro uyarlamaları ile ön plana çıkan Film d’Art akımının yerini aldı. French Impressionism, günümüz sinemasına çok benzer bir sinema deneyimini, sinemanın oldukça erken bir döneminde izleyicilerine yaşatacaktı.


French Impressionism Nedir?

French Impressionism non-narrative avant-garde akımlar ile oluşmuş, yenilikçi sinema dilini ana akıma taşıyan narrative avant-garde bir akımdır. Avant-garde akımlarda geliştirilen sinema teknikleri French Impressionism’in öykü içeren yapısı ile Fransa’da geniş izleyici kitlelerine taşınmıştır.

Impressionism Teriminin Kökeni

French Impressionism 1870 ve 1880’lerde ortaya çıkan bir sanat akımıydı. Bu akımda eser veren sanatçılar tasvirlerinde gerçeklikten uzaklaşarak algılanmasını istedikleri duyguya uygun şekilde tasvir ve anlatımlarda bulundu. Kısacası ortada gerçeklerin betimlemesi yerine sanat severde oluşması istenen duyguya uygun bir betimleme vardı. Akım zaman içerisinde sinema da dahil olmak üzere birçok sanat disiplininde kendine yer buldu.

Impressionism kelimesi bu tasvir ve anlatım yönteminin sanat disiplinlerindeki betimlemesi için kullanılır.

French Impressionism Akımının Kısa Tarihi

Arkaplan

Fransa’da 19. yy sonu ve 20. yy başında çok sayıda farklı sinema akımı vardı. Cinema of Attractions ve Film d’Art en fazla ön plana çıkan iki akımdı. Özellikle Film d’Art ile birlikte sinema, Fransa’da tam olarak endüstriye dönüştü. Pathé, Gaumont gibi dünyanın en büyük stüdyoları ve ayrıca dünyanın en önemli sinema salonlarından bazıları Fransa’daydı. Ana akımların yanında birçok avant-garde akım da Fransız sinemasında kendine yer buldu.

Film d’Art’ın yarattığı finansal ekosistemin paralelinde avant-garde sinema da yükselişteydi. Avant-garde sinema Hollywood sinemasının karşısında, tüm Avrupa’da yükselişte olmasına rağmen Fransa’daki çeşitlilik diğer ülkelere göre daha fazlaydı. Fransa’da Sürrealizm, Dada, Cinema Pure gibi non-narrative avant-garde akımlarda çekilen birçok film vardı. Avant-garde akımlar ana akım değillerdi, çok geniş izleyici kitleleri ve dağıtım ağları, büyük prodüksiyon bütçeleri yoktu fakat sinema için kritiklerdi. Avant-garde akımlar sinemanın deneysel tecrübesinin biriktiği bir alandı. Bu alanda eser verenler, ana akım içerisinde yer alamayan, yer almak istemeyen veya ana akımı değiştirmek isteyen sinemacılardı; Abel Gance, Jean Epstein, Marcel L’Herbier ve diğerleri.

Avant-garde sinema ile kamera hareketi, şekil, ışık, ritim, kadraj, öykü gibi sinema bileşenlerini o döneme kadar görülmedik şekilde değişti. Filmler içerisinde sinema bileşenleri ileri seviyede manipüle edildi, filmden çıkarıldı veya filmin ana öğesi haline getirildi. Bunlar estetik bir sinema dili oluşturma motivasyonu içerisinde gerçekleşti. Zamanla avant-garde sinema içerisinde Sürrealist Cinema, Dada Film, Cinema Pure gibi non-narrative akımların teknikleri ana akıma da aktarıldı. Bu aktarımda French Impressionism, narrative yapısı ile önemli rol oynadı.

Birinci Dünya savaşı öncesi ve sonrasında diğer Avrupa ülkelerine benzer şekilde Fransa’da da sinemacılar devlet tarafından savaş hattında görevlendirildi. Sinemacılar ve sinema ekipmanları savaş alanında belgeleme amacıyla kullanıldı. Bu Fransa için sinema endüstrisinin durması anlamına geliyordu. Ekipman işinden gelerek dünyanın en büyük yapım firmalarından birisi haline dönüşen Pathé ile en büyük rakibi, Gaumont, 1. Dünya Savaşı’ndan önemli şekilde etkilendi.

Pathé ve Gaumont’un elinde, özellikle Film d’Art için kurdukları büyük sinema salonları vardı. Film üretiminin, 1. Dünya Savaşı’na kaydırılan ekip ve ekipmanlardan dolayı azalması, sinema salonlarının boş kalmasına sebep oldu. Oluşan film açığı Hollywood filmlerine geniş bir gösterim alanı açtı. Savaş sırasında ve sonrasında Hollywood filmleri Fransız filmlerine göre çok daha fazla izlendi. Kendi sinemalarında yer bulamayan Fransız sinemacıların birçoğu, filmlerini Hollywood filmlerine benzetmeye başladı. Bu durum sadece Fransa’da değil sineması olan tüm Avrupa ülkelerinde yaşandı.

Başlangıç

Fransız sineması; Hollywood sinemasının yayılmacı politikası, sinemayı sermayenin etkisi altına sokan Film d’Art akımı, 1. Dünya Savaşı gibi bir çok olumsuzluktan etkilendi. Her şeye rağmen bazı firmalar sanatsal motivasyonunu kaybetmemiş Abel Gance, Louis Delluc, Germaine Dulac, Marcel L’Herbier ve Jean Epstein gibi yenilikçi yönetmenleri desteklemeye devam etti. Bu yönetmenlerden bazıları tüm olumsuzluk ve engellere French Impressionism akımı ile cevap verdiler.

Yenilikçi yönetmenlerin öncesinde sinema özellikle Film d’Art akımının etkisinde tiyatronun veya edebiyatın bir uzantısına dönüştü. Sinemanın kabiliyetleri bir kenara bırakılıp tiyatro veya edebiyat eserleri filme alındı. Yenilikçi yönetmenler sinemanın kendinden beslenmesi ve tekniklerinin kendi içerisinde çıkması gerektiğini savundu. Gance, Delluc, Dulac, L’Herbier, Epstein ve hareketin diğer önde gelen yönetmeleri bu bakış açısını başta French Impressionism olmak üzere birçok avant-garde akım içerisinde pratiğe dökmeye başladı.

Pathé ve Gaumont tarafından şekillendirilen Fransız sinema sektörü içerisinde avant-garde yapımların kendileri yer bulması oldukça zordu. Non-narrative avant-garde akımların ana akım filmlerin izleyici tarafından anlaşılması kolay değildi. Filmleri kısa sürelerine rağmen izleyebilmek, çaba gerektiriyordu. İzleyicinin en büyük alışkanlığı olan öykü, filmde yoktu. Çekimler deneysel oldukları için rahatsız edici olabiliyordu. İzleyici filmleri izleyemediği için non-narrative avant-garde filmlerin finanse edilmesi zordu. Impressionist filmler, öykü barındıran yapıları ile avant-garde filmlerin ana akım izleyicisi tarafından izlenme oranını yükseltti. Böylece hem avant-garde yaklaşım izleyici ile buluştu hem de avant-garde filmler finanse edilmeye başlandı.

Ana Dönem

French Impressionism akımının ana döneminde birçok finansal sıkıntı vardı. Yönetmenler ana akım tarafından kabul görmeyen, avant-garde bir akım içerisinde üretmeye devam edebilmek için farklı fonlama yöntemleri geliştirdiler.

Bazı impressionist yönetmenler zamanlarını avant-garde projeler ve daha kâr odaklı filmler arasında bölüştürme şansına sahipti. Örneğin kariyerinin çoğunu geleneksel dramalar yaparak geçiren Germaine Dulac, La souriante Madame Beudet (The Smiling Madame Beudet) (1923) ve Gossette (1923) dahil olmak üzere bazı önemli Empresyonist filmler yaptı. Benzer şekilde, French Impressionism’in önemli yönetmenlerinden Jean Epstein birçok kostüm filmi yönetti. Jacques Feyder, 1920’lerde ticari açıdan başarılı Fransız yönetmenler arasındaydı ve bunun yanında çok önemli Empresyonist filmler de çekmeyi başardı.

Abel Gance 1911’de senarist olarak başladığını kariyerine, ilk impressionist filmine 1918 yılında imza atarak devam etti. Sonrasında kendi yapım şirketini kurarak daha fazla impressionist film çekme şansını yakaladı.

Bazı yönetmenler ise kendi şirketlerini kurarak impressionist filmler üretmeye devam ettiler. Pathé için yaptığı başarılı işlerden sonra Gance, 1919’da Films Abel Gance’i kurdu. 1922’de Marcel L’Herbier, Gaumont ile Don Juan et Faust (1922) konusunda yaşadığı bir anlaşmazlıktan sonra Cinegraphic’i kurdu. Bu firma, L’ Herbier’in sonraki eserlerinin çoğunun yapımında rol aldı. Epstein, 1926’da Les Films Jean Epstein’ı kurdu. Impressionist hareketin en önemli filmlerinden bazılarını bu firma ile yaptı.

Ana akım firmaların da impressionist filmlere katkısı vardı. Théâtro-Film’i yaratan Gaumont, parasının çoğunu Louis Feuillade tarafından çekilen dizi filmlerden kazandı. Kazanılan bu paranın bir kısmını impressonist yönetmenlerin filmlerine aktarıldı. Örneğin ilk çalışması Rose-France (1919) impressionist bir film olan Marcel L’Herbier’in bir grup filmi Gaumont tarafından hayata geçirildi. Para aktarılan filmler genel olarak ilgi görmedi. Fakat bu filmler avant-garde sinemanın ve sonuçta Fransız sinemasının yükselmesi için oldukça önemliydi.

Başka bir firma ise Fransız asıllı olmamasına rağmen ilk yıllarında impressionism’e büyük katkılarda bulundu. Ekim devrimi ardından Sovyet Hükümeti’nin film endüstrisini kamulaştırmasından sonra Rusya’dan kaçan Rus yapım grubu Yermoliev, 1920’de Paris’e yerleşti. Yermoliev isimini, 1922’de Films Albatros olarak değiştirdi. Films Albatros popüler fanteziler ve melodramlar çekmesine rağmen bazı impressionist filmlerin yapımını da üstlendi.

Filmlerin finanse edilmesi konusunda bir başka kaynak ise ufak sinema kulüpleri kurmaktan geçiyordu. Kapalı gruplar içerisinde avant-garde film gösterimleri yapılarak bağımsız şekilde başarılı filmler çekebilen yönetmenler oldu.

French Impressionism akımı kendi gelişimini sürdürürken başka akımlardan da etkilendi. French Impressionism 1918’den 1922’ye kadar olan dönemde resimselcilik akımı, 1923’ten 1925’e kadar olan dönemde ise Sovyet Montaj sinemasının yükselişine paralel olarak Sovyet ritmik montajı etkisinde karakterize oldu.

French Impressionism Akımının Sonu

Avant-garde özelliklerin ana akıma getirdiği yenilikçi yaklaşımın olumlu sonuçları, impressionist film yapımcılarına filmlerinin Hollywood filmlerinin önüne geçeceği umudunu verdi. Bu motivasyon ile çok fazla finansal yük ve sorumluluğun altına girilerek filmler çekildi. Fakat genel olarak impressionist filmler ile para kazanmak kolay değildi. İzleyici Hollywood filmlerini tercih ediyordu. Impressionist filmler avant-garde bileşenleri sebebiyle bazen zor anlaşılabiliyordu. Gişeden beklenilen başarının gelmemesi ekonomik olarak impressionist yönetmen ve film yapımcılarını yıprattı. Savaş ekonomisinin etkisini devam ettirmesi de ekonomik zorluklardan bir tanesiydi.

Bazı impressiyonist film yapımcıları, ekonomik darboğazdan çıkabilmek için filmlerini daha fazla ana akıma yaklaştırdılar. Bir çok yönetmen bağımsızlığından vazgeçti. Fakat bu da işe yaramadı. 1929’a gelindiğinde birçok yapımcı ve firma iflas etme noktasındaydı.

Sesli filmin, sinemaya gelişi bu dönemde çok fazla şeyi etkiledi. Impressionist sinemacılar duyguyu görsel anlatım tekniklerini kullanarak aktarmaya odaklanmıştı. Ses teknolojisinin sinemaya gelişi ile hiç bir görsel anlatım tekniğine gerek kalmadan duyguyu izleyiciye aktarabilmenin yolu açıldı. Bu durum genel olarak impressionism’in yöntemi ile çelişkiliydi. İzleyici her ne kadar impressionist filmlere yaklaşımını zaman içerisinde iyileştirmiş olsa da sesli film izlemek yepyeni bir tecrübeydi. İzleyici impressionist filmler yerine sesli filmi en iyi şekilde tecrübe edebileceği ana akım filmlere yönelmeyi tercih etti. Sesin sinemaya gelişi ile birlikte teknik ekip, ekipman ihtiyaçları oluştu. İş yükü ve süresi, prodüksiyonun her aşamasında arttı. Sonuç olarak film yapım maliyetleri de yükseldi. Fransız film endüstrisi finansal olarak daraldı ve French Impressionism’in de dahil olduğu avant-garde akımlar için harcama yapılmamaya başlandı. Impressionist film yapımcıları ve şirketleri ya iflas ettiler ya da büyük firmalara satıldılar. Bu gelişmeler ile birlikte impressionist filmlerin üretim adedi de oldukça azaldı.

French Impressionism Akımının Karakteristikleri

Impressionist Theory
Impressionist filmlerin temel amacı, eserle izleyici arasındaki duygu aktarımını karakterlerin beyanlarına veya çok belirgin beyan niteliğindeki oyunculuk performanslarına bırakmamaktı. Duygu aktarımı ve karakteri oluşturmak için sinemanın kabiliyetlerini kullanmak istiyorlardı. Impressionist filmler aktarması gereken duyguyu; kamerayı, ışığı, alan derinliğini, zaman-mekan kaymalarını, efektleri, montajı diğer teknikleri başarılı şekilde kullanarak aktardı.

David Bordwell, French Impressionism akımında kullanılan teknikler aşağıdaki şekilde sınıflandırılmıştır.
1. Camerawork
1.1. Camera distance: close-up (as synecdoche, symbol or subjective image)
1.2. Camera angle (high or low)
1.3. Camera movement (independent of subject, for graphic effects, point of view)
2. Mise-en-scene
2.1. Lighting (single source, shadows indicating off-screen actions, variety of lighting situations)
2.2. Décor
2.3. Arrangement and movement of figures in space
3. Optical devices
3.1. As transitions
3.2. As magical effects
3.3. As emphasizing significant details
3.4. As pictoral decoration
3.5. As conveyors of abstract meanings
3.6. As indications of objectivity (mental images, semi-subjective images, optical subjectivity)
4. Characteristic editing patterns
4.1. Temporal relations between shots (Flashback or fantasy)
4.2. Spatial relation between shots (synthetic, glance/object, crosscutting)
43. Rhythmic relations between shots
French Impressionism, Film d’Art gibi akımlara karşılık olarak çıktığı kadar Fransa ve tüm Avrupa’da çok hızlı şekilde yayılan Hollywood sinemasına karşı da bir çıkıştı. Impressionist filmler olayları anlatmak kadar duyguları da aktarmayı önemsiyordu. Empresyonist filmlerde olay örgüsünü ve öznelliği manipüle etmek, flashbackler kullanmak, anıları ve rüyalar öykünün parçası haline getirmek, optik tekniklere, özel efektlere ve kamera hareketlerine sıradışı şekillerde yer vermek anlatımın ve duygu aktarımının önemli araçlarıydı.

La souriante Madame Beudet (1923), neredeyse tamamen ana karakterin fantezi hayatından, donuk bir evlilikten hayali kaçışından oluşur.
La Roue (1923)’da, Norma’nın görüntüsü ona aşık olan tren makinistin lokomotifinin dumani üzerine biner.
L’argent (1928) L’Herbier’in kamerası devasa odalarda süzülür ardından ironik şekilde Paris borsasının kubbesinden kalabalığa doğru düşer.

Bunlar ve çok daha fazlası sinemaya duygu aktarımı için önemli kazanımlar sağlamış tekniklerdi. Aktarılacak duyguya göre; plan sürelerinin ayarlanması, ekran oranları, kameranın şaryo deneyimini yaşatacak şekilde arabalar, raylar veya lokomotifler üzerinde hareket ettirilmesi, lens kullanımlarının çeşitlenmesi, filtrelerin veya çarpık çekimlerin, gölgelerin, karanlık alanların, net alan derinliğinin kullanılması impressionist filmlerin karakteristik yapısını oluşturdu.

Impressionist filmlerin alışılmadık teknikleri başarılı şekilde kullanmalarının en büyük sebebi avant-garde arka planlarıydı. Impressionist filmler avant-garde akımlarda uzun sürelerdir kullanılan ve geliştirilen teknikleri, öykü yapısı içerisinde kullandı. Bunu yaparken hem öykücüleğe hem de avant-garde akımlara efektif şekilde fayda sağladı. French Impressionism’in narrative avant-garde yapısı bir yandan Hollywood bir yandan Film d’Art filmleri arasında kalmış izleyicilerin kabul edebileceği şekilde gelişti. Sonuçta geniş şekilde kabul gören bir akım olarak sinema tarihinde yerini aldı.

French Impressionism Akımının Etkileşimleri

French Impressionism’in getirdiği devrimci yaklaşımlar, sinemada farklı eğilim ve akımın ortaya çıkmasına/şekillenmesine sebep oldu. German Expressionism, Film Noir, Soviet Montage sineması impressionist sinemanın etkilerinin belirgin şekilde fark edildiği erken dönem sinema akımları arasında yerlerini aldı. Impressionist teori zamanla tüm sinema için geçerlilik kazanan bir teori haline geldi.
German Expressionist filmciler French Impresionist teorisinin anlatım tekniklerinden çok fazla etkilendi. Bu anlatım tekniklerinin bir çoğu German Expressionism’e taşındı ve geliştirilerek kullanılmaya devam etti.

German Expressionism’in geliştirdiği bu teknikler daha sonra Amerika’ya Film Noir ile taşındı. Film Noir’in ardından gelen Neo Noir ve Future Noir ile diğer alt akımlar belirgin şekilde Impressionist teori ile şekillendi. French Impressionism’in etkileri sinemada günümüze kadar gelen geniş bir etki yarattı. Sinemada, duygunun aktarım yöntemleri, karakterin benliğinin anlaşılması ile ilgili yöntemler kalıcı şekilde değişti.

Impressionist Film Listesi

Sıralama (listeleme, gösterim, IMDb puanı)

  1. La belle Nivernaise (1924) Jean Epstein
  2. La Belle Nivernaise, Emile Zola’nın Nana romanından uyarlanan ve yönetmen Jean Epstein tarafından 1924 yılında çekilen bir Fransız filmdir. Filmin öyküsü, kanalda bir barge işleten bir ailenin hikayesini anlatır. Geleneksel yaşam tarzlarını modernleşmenin tehdit ettiği bir dönemde, aile barge’larının güvenliğini ve varlıklarını korumak için mücadele ederler. Filmin konusu aşk, sadakat,…➝

    Bilgi | Fragman

  3. The Faithful Heart (1923) Jean Epstein
  4. “The Faithful Heart” (Sadık Kalp), Jean Epstein’in yönettiği ve Gina Manès ve Léon Mathot’un başrollerini paylaştığı 1923 yapımı bir romantik dram filmdir. Film, bir aşk üçgenini konu alır. Bir ressam olan Jacques, sevgilisi Jeanne’in kendisini terk etmesi sonrası, evli bir kadın olan Germaine ile bir ilişkiye başlar. Ancak, Jeanne’in geri…➝

    Bilgi | Fragman

  5. Six et demi onze (1927) Jean Epstein
  6. “Six et demi onze” (6,5:11), Jean Epstein’in yönettiği 1927 yapımı sessiz bir filmdir. Film, kırsal Fransa’da geçen bir hikayeye odaklanır. Ana karakter olan Martine, çiftlikte çalışan bir kızdır. Hayatı, beklenmedik bir şekilde zengin bir aile ile tanışması sonrası değişir. Ancak, Martine’in geçmişiyle ilgili bazı gerçekler, onun yeni hayatını tehlikeye atar….➝

    Bilgi | Fragman

  7. The Three-Sided Mirror (1927) Jean Epstein
  8. “The Three-Sided Mirror” (Üçgen Ayna), Jean Epstein’in yönettiği 1927 yapımı bir dram filmidir. Film, bir sanatçı olan Claude’un üç kadınla olan ilişkisini konu alır. Claude, hem eski sevgilisi Lucie’ye hem de iki yeni kadına, Rosita’ya ve Perla’ya ilgi duymaktadır. Bu üç kadın arasındaki ilişki, Claude’un sanatsal ilhamını ve hayatını etkiler….➝

    Bilgi | Fragman

  9. Napoleon (1927) Abel Gance
  10. Abel Gance’ın yönetmenliğini yaptığı “Napoleon” filminin öyküsü, Fransız İhtilali ve Napolyon Bonapart’ın yükselişi dönemini anlatıyor. Film, Napolyon’un gençliğinden başlayarak İtalya’da zaferleri, Mısır seferi, hükümdarlığı ve sonunda yenilgisiyle sonuçlanan Waterloo Savaşı’na kadar hayatının önemli dönüm noktalarını ele alıyor. “Napoleon”, sinema tarihinde birçok yenilikçi tekniği içeren önemli bir epik film olarak kabul…➝

    Bilgi | Fragman

  11. The Tenth Symphony (1918) Abel Gance
  12. Abel Gance’ın 1918’de çektiği “The Tenth Symphony” adlı film, sanat ve müziğin gücüne odaklanan bir öyküdür. Film, genç bir besteci olan Jean’in hikayesini anlatır. Jean, bir müzik okulunda eğitim alırken, çırağı olduğu ünlü bir besteciyle tanışır. Onun etkisiyle, Jean’in müzikal vizyonu genişler ve kariyeri hızla yükselir. Ancak, savaşın patlak vermesiyle,…➝

    Bilgi | Fragman

  13. The Wheel (1923) Abel Gance
  14. Abel Gance’ın yönettiği “The Wheel” filmi, Fransa’nın kuzeyinde bir madenci kasabasında geçiyor ve ana karakterimiz, genç bir kadın olan Sisifos’tur. Sisifos, iki adam arasında kalmıştır: biri, ona aşık olan bir madenci ve diğeri, ona refakat eden bir sirkçidir. Film, Sisifos’un seçimleriyle ve çevresindeki hayatla mücadelesiyle ilgili dramatik bir hikaye anlatıyor.

    Bilgi | Fragman

  15. The Little Match Girl (1928) Jean Renoir, Jean Tédesco
  16. Jean Renoir’un yönetmenliğini yaptığı “The Little Match Girl” filminin öyküsü, Hans Christian Andersen’in aynı adlı kısa öyküsüne dayanıyor. Film, yoksul bir kızın kışın soğuk bir gecede sokakta çıplak ayaklarıyla satış yaparken başından geçenleri anlatıyor. Kız, açlık ve soğuktan ölmek üzereyken bir mucize yaşar. Renoir’un bu siyah beyaz filmi, insanlık ve…➝

    Bilgi | Fragman

  17. The Living Dead Man (1926) Marcel L’Herbier
  18. Marcel L’Herbier’in yönetmenliğini yaptığı “The Living Dead Man” filminin öyküsü, yoksul bir adamın zengin bir kadınla evlenerek refah düzeyini yükseltme hikayesini anlatıyor. Ancak, adamın geçmişte işlediği bir suçun peşindeki bir dedektif, adamın kimliğini açığa çıkarmak için uğraşır. Film, sosyal sınıf farklılıkları ve suçluluk duygusu gibi temaları ele alırken, Fransız İmpresyonizmi’nin…➝

    Bilgi | Fragman

  19. The Fall of the House of Usher (1928) Jean Epstein
  20. Jean Epstein’in yönetmenliğini yaptığı “The Fall of the House of Usher” filminin öyküsü, Edgar Allan Poe’nun kısa öyküsüne dayanıyor. Film, çöküş halindeki Usher Ailesi’nin hikayesini anlatıyor. Roderick Usher, hasta kız kardeşi Madeline’in ölümünden sonra evine arkadaşı Philip Winthrop’u davet eder. Ancak, evde garip olaylar yaşanır ve karanlık sırlar ortaya çıkar….➝

    Bilgi | Fragman

  21. Mother (1925) Jacques Feyder
  22. “Mother” (Anne), Jacques Feyder’in yönettiği 1925 yapımı sessiz bir dram filmidir. Film, 19. yüzyılın sonlarında, yoksul bir ailenin hayatını konu alır. Ana karakter olan Marie, genç yaşta dul kalmış bir annedir ve tek çocuğuyla zorlu bir hayat sürmektedir. Oğlu Paul, zengin bir kadının dikkatini çeker ve onunla bir ilişki yaşamaya…➝

    Bilgi | Fragman

  23. Nana (1926) Jean Renoir
  24. Jean Renoir’in yönetmenliğini yaptığı “Nana” filminin öyküsü, Émile Zola’nın aynı adlı romanına dayanıyor. Film, Paris’te bir kabarede şarkıcı olarak çalışan ve zengin müşterilerle ilişkiler yaşayan Nana’nın hikayesini anlatıyor. Nana, kendini hayatın akışına bırakarak, para ve lüks arayışı içinde olan bir kadındır. Ancak, kendisine sadık olan bir hayranı ona gerçek aşkı…➝

    Bilgi | Fragman

  25. Le brasier ardent (1923) Ivan Mozzhukhin
  26. “Le Brasier Ardent” (Ateşli Yıkım), Ivan Mozzhukhin’in başrolünde yer aldığı 1923 yapımı bir filmdir. Film, bir fabrika sahibi ile işçileri arasındaki sosyal ve ahlaki farklılıkların çatışmasını konu alır. Fabrika sahibi, işçilerin sendika kurma isteğine karşı çıkarken, işçiler de adaletli çalışma koşulları talep etmektedir. Film, sınıf ayrımcılığı ve adalet arayışını işleyerek…➝

    Bilgi | Fragman

  27. L’inhumaine (1924) Marcel L’Herbier
  28. “L’inhumaine” (İnsanlık Dışı), Marcel L’Herbier’in yönettiği ve Jaque Catelain, Georgette Leblanc ve Philippe Hériat’ın oynadığı 1924 yapımı bir dram filmidir. Film, Paris’te yaşayan ünlü bir opera sanatçısı olan Claire Lescot’un hikayesini konu alır. Bir hayranının intiharının ardından, Claire, sanatı, sevgiyi ve toplumu sorgulamaya başlar. Film, sanat, aşk ve sosyal sorunlar…➝

    Bilgi | Fragman

  29. J’accuse! (1919) Abel Gance
  30. J’accuse! (1919), I. Dünya Savaşı sırasında Fransa’da yaşayan bir grup insanın hayatlarını ve savaşın yıkımını konu alan bir dram filmidir. Film, savaşın korkunç etkilerini gösterirken aynı zamanda insanların hayatta kalma mücadelelerini, aşk ve dostlukları ele almaktadır. Yönetmen Abel Gance, savaşın dehşetini anlatmak için gerçek savaş görüntüleri kullanmış ve filmi sinemanın…➝

    Bilgi | Fragman

  31. L’Argent (1928) Marcel L’Herbier
  32. Marcel L’Herbier’in yönetmenliğini yaptığı “L’Argent” filminin öyküsü, Émile Zola’nın aynı adlı romanına dayanıyor. Film, Paris’te yaşayan bir banknot baskı ustasının, sahte para üreten bir çetenin ağına düşmesini anlatıyor. Çete, adamın suçlu olduğunu iddia ederek onu hapse attırır. Adam, ailesinin hayatını düzeltmek ve suçsuzluğunu kanıtlamak için mücadele eder. Film, para ve…➝

    Bilgi | Fragman

  33. Eldorado (1921) Marcel L’Herbier
  34. Marcel L’Herbier’in yönetmenliğini yaptığı “Eldorado” filminin öyküsü, Paul Morand’ın “L’Homme pressé” adlı romanına dayanıyor. Film, Paris’te yaşayan zengin bir işadamının hayatını anlatıyor. İşadamı, zenginliği ve gücüyle beraber, yalnızlığa ve anlamsızlığa sürüklenir. Bir gece, onu bir kabareye götüren bir arkadaşı, hayatının yönünü değiştirecek bir karşılaşmaya neden olur. Film, dönemin Fransız toplumunun…➝

    Bilgi | Fragman

  35. Coster Bill of Paris (1922) Jacques Feyder
  36. Coster Bill of Paris (1922), Jacques Feyder tarafından yönetilen bir filmdir. Film, Paris’te yaşayan fakir bir taksi şoförü olan Bill’in hikayesini anlatır. Bill, patronu ve sevgilisi arasındaki çatışmadan kaçmak için işini kaybeder ve zorluklarla dolu bir maceraya atılır. Film, yoksulluk, aşk ve haksızlığın temalarını ele alır.

    Bilgi | Fragman

En İyi Impressionist Yönetmenleri

  • Abel Gance
  • Jacques Feyder
  • Jean Epstein
  • Marcel L’Herbier
  • Jean Renoir

En İyi Impressionist Filmleri

  • J’Accuse! (1919)
  • The Wheel (1923)
  • L’inhumaine (1924)
  • Napoleon (1927)
  • L’Argent (1928)

Referanslar ve İleri Okuma

Routledge
Wikipedia
Cinecollage
European Film Theory and Cinema: A Critical Introduction
By Ian Aitken

Paylaş