The 400 Blows (1959) – François Truffaut

14 yaşındaki Antoine Doinel söylediği yalanlar, okuldan kaçamalar ve ufak tefek hırsızlıkları ile küçük bir suçlu haline gelmiştir. Ailesinin ilgisizliği, okulun tavrı ise onu yaptıklarında tetikleyen ana unsurdur. Antoine istenildiği gibi olamamaktan suçludur. Yüzleşeceği ise hayatın bundan ibaret olduğudur.

Citizen Kane (1941) – Orson Welles

Charles Foster Kane’nin ölümü sırasında ağzından dökülen “rosebud” kelimesi bizi bu kelimenin sırrını araştıranlar tarafından Kane’in tüm hayatına tanıklık etmemzie sebep olacaktır. Paranın, kariyer ve iktidarın nasıl bir zindana dönüşütüğü Kane’nin sonu belli dramıdır.

Rope (1948) – Alfred Hitchcock

Biri her ne kadar istekli olmasa da en büyük eserlerini sergilemekten çekinmeyen iki arkadaşın hikayesi. Eserleri bir cinayet. Hitchcock’ın dehasını konuşturduğu bu film işledikleri cinayetin ardından arkadaşlarının cesedi üzerinde yemek daveti veren iki arkadaşın psikolojik olarak çözümlemelerini bizlere sunuyor.