Mondo (Shockumentary) Filmler Listesi
0
Film
0 dk.
Okuma Süresi
0 bin
Görüntülenme
İçindekiler
Shockumentary olarak da adlandırılan filmler Mondo filmler; gore, işkence, cinsellik ve şiddet içerikleri sebebiyle en çok merak uyandıran ve en rahatsız edici istismar türleri arasında yer alır. Filmlerin bazıları kurgu bazıları gerçek bazıları ise bunların karıştırılmış halini içerir. Film yapımcıları genel olarak neyin gerçek neyin kurgu olduğunun izleyiciler tarafından ayırt edilememesi için uğraşır. İzleyicinin içerisine çekildiği bu tekinsiz ortam film yapımcıları için izleyiciyi daha fazla şoke etmenin yollarını açar. Mondo filmlerde yapımcılar bu yolları zorlanabilecek son noktaya kadar zorlar. Gençleri kötü alışkanlıklardan korumak için çekilen 1930 ve 1940'ların Uyarıcı Filmleri, Mondo filmlerin çıkış noktası olarak nitelendirilse de, üretim amaçları birbirinden uzaktır. Aynı zamanda Mondo filmler içerik olarak 1930 ve 1940'ların Uyarıcı Filmlerinden çok daha fazla rahatsız edicidir.
BM
Bahadır Mahmut
Küratör
İlişkili Akımlar ve Temalar
10bin okuma
Splatter Filmler Listesi
361bin okuma
Yasaklı Filmler Listesi
221bin okuma
Kült Filmler Listesi
1,3bin okuma
İngiliz Belgesel
Linç, idam, intihar, katledilen insan ve hayvanlar, kopan, ezilen uzuv ve kafalar. Bunlar cinsel istismar, can çekişirken yenilen hayvanlar, ameliyat, trafik kazası, otopsi ile kült ritüellerde vücudun maruz kaldıklarını kabul edilebilir kılan görüntüler.
Mondo veya Shockumentary olarak adlandırılan filmlerin amaçları da diğer filmler ile aynıdır, ilgi çekmek ve bunun sonucu olarak izlenmek. Mondo (Shockumentary) filmlerde ilgi çekmek için ortak yöntem insanları şoke etmek, iğrendirmek ve korkutmaktan geçer.
Sinemada ilgi çekme amacının diğer motivasyonların önüne geçerek merkeze taşınması, klasik sinema anlayışından uzaklaşılarak ilgi çekmenin sadece bir amaç olmaktan ziyade monolitik bir yapıya dönüşerek esas amaç ve amaca ulaşmak için esas araç haline gelmesi istismar tabanlı Pseudo-Documentary'ler ile belirginleşir.
Pseudo-Documentary gerçek olmayan olay ve/veya karakterler üzerine yapılan ilgi çekici olma amacındaki belgesellerdir(!). Pseudo-Documentary'lerde ilgi çekme eylemi o kadar ön plana çıkar ki zaman içerisinde izleyicinin bu duruma alışkanlık kazanmasıyla, şaşırma unsuru kaybolmaya başlar. Şaşırma unsurunun geri kazanılması için tavrın sürekli serleştirilerek sürdürülebilir hale gelmesi gerekir.
Sertleşme gereksinimi için başka alt türler devreye girer. Pseudo-Documentary'ler, Amerika'da devlet eliyle halkı; LSD, sigara, seks, trafik ve diğer bir çok konuda korkutarak eğitmek amacıyla çekilen ve daha sonradan Classroom Scare Films olarak adlandırılacak filmler ile harmanlanarak Mondo kavramının sınırlarını oluşturur.
Classroom Scare Film'lerden bazıları içeriğinde yer alan gerçek görüntüler sebebiyle doğrudan Mondo'nun erken dönemdeki zirveleri olarak gösterilebilir. Örneğin trafik eğitimleri üzerine çekilmiş videolarda ceset görüntülerine fazlalıkla rastlanır. Aynı şekilde uyuşturucu bağımlılığı ile ilgili videolarda uyuşturucu krizi halleri fazlalıkla izleyiciye ulaştırılır.
Mondo filmlerin isim babası 1962 yapımı Paolo Cavara, Gualtiero Jacopetti ve Franco Prosperi yönetmenliğindeki Mondo Cane'dir. Mondo Cane (Bir Köpeğin Dünyası), geçmişi 20. yüzyılın ilk yarısına uzanan ve genellikle kabile/yamyam yaşantısı ile ilgili kurgusal yapıda olan Cannibal Film'lere benzer. Fakat Mondo Cane birebir kopyalama yapmaz. Bu filmlerin kurgusunu bir kenara bırakarak ve paralel kurgu ile kendisini Pseudo-Documentary kalıbı içine sokar. Bunu yaparken Classroom Scare Film'ler gibi gerçek ve gerçekle harmanlanmış sahte görüntülere ayrıca ses efektlerine de yer verir. Mondo Cane'i kendi döneminde yer alan diğer kombinasyonlardan ayıran en önemli şey gişede gelen başarıdır.
Mondo Cane ve ardından çekilmeye başlayan diğer Mondo filmler gişede başarıya ulaşırlar. Bunlar çok büyük başarılar değildir fakat yapım maliyetlerinin düşüklüğü göz önüne alındığında kar marjları oldukça yüksek yapımlardır. Kar marjının yüksek olması çoğu Mondo filmin seriye dönüşmesine sebep olmuştur. VHS'lerin çıkışı sorasında ise internet ile Mondo'lar çok daha kolay üretilir ve ulaşılabilir olmuştur. Örneğin Youtube bu liste içeriği çoğu filmi ve film içeriği olabilecek görüntüleri barındırmaktadır.
Mondo'lar gösterilemeyen, sansürlenen, tabu görüntüleri gösterdiklerini savunarak kabul görme arayışına girerler. Fakat Mondo filmlerin sinema içerisinde kabul görmeleri için ellerinde çok daha geçerli nitelikleri vardır. Bunlar hareket/görüntünün öne çıkması ve öykünün ikincil hale gelmesi olarak sıralanabilir.
Sinemayı diğer sanat disiplinlerinden ayıran en kritik karakteristik özelliği hareketi gösterebilme, hareket ile anlatabilme kabiliyetleridir. Birçok yönetmen ve düşünürün film ve görüşleri ile bu kabiliyet ön plana çıkartılır, desteklenir. Bu görüş Man with a Movie Camera gibi filmler ile kendisine kalıcı referans noktaları oluşturur. Mondo filmler ise bu görüşün tür bazında, en yaygın ve uzun süreli temsillerinden birisidir.
Aslen sinemaya ait olmayan öyküyü ikincilleştirip, bazen kısmen ortadan kaldırıp görüntüyü birincil hale getirirler. Öykü halen çoğu sinamacı için aşılamayan tabu statüsünde bir yapısal eleman iken Mondolar bu tabuyu 60'larda alt tür olarak yıkmıştır.
Mondolar sinemanın en başındaki gibi sadece görüntü için ve görüntü ile var olma koşullarını tekrardan sağlayan yapımlardır. Geçmişe dönük nostaljik bir başarı gibi görünse de gösterilmeyeni gösterme mottosundan çok daha fazla sinemaya aittir.
En İyileri
Seçki Listesi
Küratörün Sıralaması
1. Mondo Cane (1962) – Paolo Cavara, Gualtiero Jacopetti, Franco Prosperi
Dünyanın dört bir yanından derlenen tuhaf ritüeller ve insanlığın karanlık yüzü, bu gözlemsel belgesel kurgusunda yan yana diziliyor. Paolo Cavara, Gualtiero Jacopetti ve Franco Prosperi üçlüsü, kamerayı alışılmışın dışındaki geleneklere ve kültürel çatışmalara çeviriyor. Ekranda akan görüntüler, izleyiciyi rahatsız eden ama aynı zamanda gözünü de alamayacağı bir seremoninin içine çekiyor. Medeniyet denen kavramın sınırları, dünyanın farklı köşelerindeki bu sert ve sarsıcı alışkanlıklarla yeniden çiziliyor. Her sahne, insan doğasının ne kadar farklı ve uç noktalarda gezinebileceğini sessizce fısıldıyor.
2. Banned! In America I (1998) – Nomo Ichi
Kameranın kayıtsız gözü, insan zihninin en karanlık kıvrımlarında ve toplumsal çürümenin ortasında geziniyor. Nomo Ichi, bu belgesel çalışmasında dehşet veren arşiv görüntülerini ve gerçek ölüm anlarını hiçbir filtre uygulamadan önümüze koyuyor. Sokakların arkasında bekleyen o tekinsiz boşluk, ekrandan sızarak izleyiciyi beklemediği bir yüzleşmeyle baş başa bırakıyor. Her saniye, kaçmak istedikçe daha da derinleşen bir kâbusun parçasına dönüşüyor.
3. This Violent World (1976) – Antonio Climati, Mario Morra
Antonio Climati ve Mario Morra, dünya üzerindeki şiddet sarmalını gözler önüne sermek yerine doğrudan onun merkezine adım atıyor. Kamera, insanlığın ve doğanın en karanlık köşelerinde dolaşırken, alışıldık belgesel sınırlarını tamamen yıkıp geçiyor.
Afrika'nın kıyılarından sarsıcı ritüellere uzanan bu mondo yolculuğu, vahşetin ve insan doğasının en ham hallerini filtreden geçirmeden izleyiciye sunuyor. Yasaklı arşivlerden süzülen kareler, seyirciyi rahatsız edici bir gerçeklikle baş başa bırakıyor.
4. Traces of Death (1993) – Damon Fox
Ekranın başında beliren ham arşiv görüntüleri, sinema salonlarının konforunu unutturan bir şiddet sarmalının kapısını aralıyor. Damon Fox imzası taşıyan bu yapım, gerçeğin en çıplak ve rahatsız edici hâlini izleyicinin üzerine sürüyor.
Kurgulanmış kurguların ötesinde, morg kapılarından ve sokak ortasındaki kazalardan toplanan bu belgesel, dehşet duygusunu estetikleştirmeden doğrudan yüzünüze çarpıyor. Korku sinemasının sınırlarını zorlayan bu arşiv, sinir uçlarıyla oynamak isteyenler için karanlık bir geçit açıyor.
5. Faces of Gore (1999) – Todd Tjersland
Polis raporlarının ve acil müvadele arşivlerinin arasında dolaşan bu belgesel, insan bedeninin kırılganlığını gözler önüne seren en karanlık gerçekleri ekrana taşıyor. Todd Tjersland imzalı yapım, vahşet ve ölüm temaları etrafında şekillenen rahatsız edici bir derleme sunuyor.
Dr. Vincent Van Gore'un rehberliğinde ilerleyen bu gizli arşiv, kurgudan tamamen uzak bir arşiv niteliğinde. Sınırları zorlayan bu karanlık dünya, izleyiciyi hazırlıksız yakalayan sert ve tavizsiz bir atmosfer kuruyor.
6. Orozco the Embalmer (2001) – Kiyotaka Tsurisaki
Bogota'nın en yoksul sokaklarında cinayetler ve ölümler sıradan bir güne eşlik ederken, bu karanlık coğrafyanın mahzenlerinde elli yılı aşkın süredir değişmeyen tek bir rutin var. Japon ölüm fotoğrafçısı Kiyotaka Tsurisaki'nin kamerasından yansıyan bu belgesel, kentin gece yarısı sessizliğinde cesetlerin ulaştığı son durağı işaret ediyor.
Froilan Orozco, morga gelen cansız bedenleri cenazeye hazırlarken, korku ve ölümün estetiğini en ham haliyle gözler önüne seriyor. Kamera, en ufak bir duygu sömürüsüne saplanmadan, musalla taşındaki tenin ve çürümüşlüğün gerçeğini, mesafeli ama sarsıcı bir soğukkanlılıkla kayda alıyor.
7. Mondo New York (1988) – Harvey Keith
Genç bir kadın, adımlarının yönünü tabelalara değil sokağın ritmine bırakarak beton bloklar arasında kayboluyor. New York asfaltının altındaki bu tekinsiz yürüyüş, şehrin görünmeyen damarlarında atan yabancı nabzı ele veriyor. Harvey Keith imzalı belgesel, turistik kartpostalların uzağında kalan karanlık bir dünyanın kapılarını aralıyor.
Central Park çimenlerindeki tekinsiz doğaçlamalardan loş performans sanatlarına uzanan bu akış, kentin tekinsiz ve yeraltı yüzünü gözler önüne seriyor. Sokağın tozunu yutmuş bu performans art sahneleri, alıştığımız metropol siluetini tamamen yerle bir ediyor.
8. Shocking Asia (1974) – Rolf Olsen
Asya'nın çeperlerindeki tekinsiz ritüeller ve kameraların genellikle teğet geçtiği gündelik acılar, Rolf Olsen'in kamerasından süzülerek ekrana yansıyor. İzleyiciyi konfor alanından çıkaran bu drama ve korku karışımı mondo derlemesi, kıtanın Batı gözüyle filtrelenmemiş en sert ve rahatsız edici köşelerinde geziniyor.
Etiyoloji veya kültürel bağlam arayışına girmeyen bu ham arşiv, ölümün soğukluğu ile beden politikasının en uç örneklerini art arda sıralıyor. Estetik kaygı güdülmeden bir araya getirilen bu sahneler, modern dünyanın parlak vitrin arkasında saklanan karanlık gerçeği doğrudan gözler önüne seriyor.
9. Signal 30 (1959) - Richard Wayman (1959) – Bilinmeyen Yönetmen
Asfaltın üzerinde parça pinçik olmuş sac yığınları ve hayatın orta yerinde aniden duran kalpler. 1959 yapımı bu sarsıcı belgesel, seyirciyi trafik güvenliğinin en karanlık ve acımasız yüzüyle baş başa bırakıyor. Richard Wayman, dönemin eğitim filmleri estetiğini araba kazalarının sert gerçekliğiyle birleştiriyor.
Perdede akıp giden arşiv kareleri, süssüz bir dehşetin kaydını tutuyor. Kırmızı lambaların söndüğü, metalin büküldüğü o andan geriye kalanları filtrelemeden gösteren yapım, modern dünyanın en hızlı ölüm makinesini soğukkanlılıkla masaya yatırıyor.
10. Faces of Death (1978) – John Alan Schwartz
Ekranın başında sönüklaşan televizyon görüntüleri ile amatör super 8 kameraların kaydettiği karanlık anlar arasında gidip geliyoruz. John Alan Schwartz imzalı bu yapı, ölüm fikrini ve insanın sonunu belgeleyen rahatsız edici bir arşiv sunuyor.
Gerçek ile kurgunun birbirine karıştığı bu sarsıcı video nasty, izleyiciyi şiddet ve otopsi masalarının soğuk gerçekliğiyle baş başa bırakıyor. Sinema salonunun karanlığında tabu olanla yüzleşmek isteyenler için.
11. Banned from Television: Prison Files (1998) – Joe Francis
Demir parmaklıkların ardındaki dünya, pırıltılı ekranların asla göstermediği ham ve filtresiz bir gerçeklikle yankılanır. Joe Francis imzası taşıyan bu belgesel, izleyiciyi sistemin en karanlık köşelerine ve içerideki sert hayatta kalma mücadelesine doğru huzursuz edici bir bakış atmaya davet ediyor. Gerçek arşiv kayıtlarından derlenen görüntüler, dış dünyanın konforundan tamamen uzak bir coğrafyanın kurallarını gözler önüne seriyor. Her bir kare, korku filmlerini aratmayan gerilimli bir atmosfer örerken, izleyiciyi mahkumların günlük rutiniyle baş başa bırakıyor. Sansürsüz gerçeklik, ekranların ötesinde yaşananların ne denli yıpratıcı olduğunu hiçbir süslemeye başvurmadan doğrudan hissettiriyor.
12. Africa Blood and Guts (1966) – Gualtiero Jacopetti, Franco Prosperi
Sömürge yönetimlerinin çöküşüyle birlikte kıta genelinde patlak veren iktidar kavgaları, Gualtiero Jacopetti ve Franco Prosperi'nin objektifinden rahatsız edici bir gerçeklikle yansıyor. Kongo'dan Kenya'ya uzanan coğrafyada, paralı askerlerin izleri ve sömürgeciliğin bıraktığı enkaz ham görüntülerle belgeleniyor. Tarihsel belgesel formundaki bu yapı, siyasi çalkantıların yanı sıra yaban hayatındaki kıyıma da odaklanarak coğrafyanın gördüğü şiddeti katman katman açığa çıkarıyor.
13. Mondo Topless (1966) – Russ Meyer
San Francisco sokaklarından Avrupa'nın neon ışıklı kulüplerine uzanan o devir, geleneksel ahlakın sınırlarını esneten yepyeni bir görsel çılgınlığın fitilini ateşliyordu. Yönetmen Russ Meyer, dönemin toplumsal tabularını yerle bir eden bu belgesel çalışmasında, özgürleşme arzusuyle yanıp tutuşan kalabalıkların ritmini yakalıyor. Sahne ışıkları altında hızla yayılan bu akım, sadece bir eğlence biçimi değil, aynı zamanda bastırılmış arzuların kamusal alanda dışavurum halini alıyordu. Kamera, dönemin ruhunu yansıtan ham ve dolaysız kadrajlarla izleyiciyi o özgür günlerin tam ortasına bırakıyor.
14. Cannibal Holocaust (1980) – Ruggero Deodato
Amazon yağmur ormanlarının nemli ve tekinsiz derinliklerinde kaybolan bir belgesel ekibinin ardında bıraktığı teneke kutular, uygarlık iddiasındaki insanın karanlık yüzünü gün ışığına çıkarıyor. Ruggero Deodato imzalı bu korku yapımı, bir kurtarma misyonunun ötesine geçerek izleyeni bataklığın ve vahşi ritüellerin ortasına bırakıyor. Kamera kayıttayken sınırların nasıl silindiğini gösteren bu buluntu film, izleyiciyi medeniyet ile ilkel olanın çarpıştığı tekinsiz bir coğrafyada baş başa bırakıyor.
İlişkili Akımlar ve Temalar
10bin okuma
Splatter Filmler Listesi
361bin okuma
Yasaklı Filmler Listesi
221bin okuma
Kült Filmler Listesi
1,3bin okuma
İngiliz Belgesel
Anasayfa
Film
Kürasyon
Kritik
Menü
