Splatter Filmler Listesi
0
Film
0 dk.
Okuma Süresi
0 bin
Görüntülenme
İçindekiler
Splatter filmler gore film olarak da adlandırılır. Splatter'lar korku türünün alt türüdür. Karakteristik olarak grafik şiddet içeriğine fazlaca barındırır. Shocksploitation türüne benzer şekilde izleyiciyi görüntü ile şoka uğratma amaçlanır. Filmlerde öldürme şekilleri kültlerle ilişkili motivasyonlara bağlı olabilir. Splatter filmler gerçek üstü olacak derecede çok fazla gore görüntüler barındırmaları sebebiyle korku türünde çekildikleri gibi komedi türünde de çekilirler. Bazı splatterlar ise korku-komedi olarak izleyici ile buluşur.
BM
Bahadır Mahmut
Küratör
İlişkili Akımlar ve Temalar
7bin okuma
Mondo (Shockumentary) Filmler Listesi
361bin okuma
Yasaklı Filmler Listesi
Gore ne demektir?
Oxford sözlüğüne göre; "Bir kişiyi veya başka bir hayvanı boynuz veya dişiyle yaralamak" anlamına gelmektedir.
Başta sinema, olmak üzere sanat disiplinlerinde gore kavramı; ayrılan uzuvları, kafaları, parçalanan, dağılan vücut parçalarını ve bunlarla birlikte gelen bolca kanı ifade etmektedir.
Sanat Disiplinlerinde Gore
Duvar üzerinde verilen eserlerde, dismember-uzuv ayırma veya decapitation-kafa ayırma konuları tasvirlerde yerini almıştır. Aynı şekilde edebiyat içerisinde de betimlemeler ile gore olarak değerlendirilebilecek betimlemeler yapılmıştır.
Sinemadaki kullanıma benzer olarak, şok edici şekilde gore kavramı kendisine en geniş anlamda gelişen tekniklerle birlikte resimde yer bulmaya başlamıştır. Caravagio'nun aşağıdaki eseri bunun en bilinen örnekleri arasında yer alır.
Heykelde özellikle geç dönemde malzeme çeşitliliğinin ve ulaşılabilirliğin artışı ile etkileyici gore eserler verilmektedir.
Gore kendisine en çok kabul gören şekilde ise müzikte yer bulmuştur. Bir alt tür olarak değerlendirilir. Goregrind. Bunun haricinde bir çok metal alt türünde de gore öğeler fazlaca bulunmaktadır. Gruplar gore öğeleri şarkı sözü, vokal, sound, klip, albüm kapakları, artwork, sahne şovları vb. birçok farklı koldan beslemektedir.
Sinemada Gore
Sinema/video, hareketi gösterebilme kabiliyeti ile diğer sanat disiplinlerine göre erken döneminde gore içerikleri en geniş hacimde barındırır hale gelmiştir. Hareketi aktarabilmesi bunun asıl sebebidir. Böylece izleyicide hem üst seviyede şok etkisi oluşmakta hem de oluşturulan tasvir gerçeğe yaklaşmakta/ayırt edilemez seviyeye ulaşmaktadır.
Özel efektlerin ve makyaj yöntemlerinin gelişmesi gore öğelerin nitelik ve nicelik olarak filmlerde daha baskın hale gelmesini sağlamıştır.
Değişen sosyolojik yapı, bağımsız sinema ve B filmlerin yükselişi, video kaset ve ardından gelen dijitalleşme ile film üretiminin, dağıtımının düşük maliyetlerle çözülür hale gelmesi gore içeriğin izleyiciye ulaşması kolaylaştırmışyır. Aynı zamanda çok düşük maliyetli eserler gore içerikleri ile yarattıkları şok etme duygusu sonucunda bilinirlik kazanmaya başlamışlardır. Bu şekilde yasaklı ve kült statüsüne ulaşan bir çok gore film bulunmaktadır.
Gore Filmlerin Konumlandırılması
Gore Filmler aslına bakılırsa sinema içerisinde tam olarak bir alt tür teşkil etmezler. Gore tanımı genel olarak film içerisinde yer alan sahneler özelinde kullanılır. Fakat bazı filmler gore sahnelerinin sayısı ve uzunluğu sebebiyle ortada bir tür olmasa dahi gore film olarak kategorize edilir. Gore kategorisinin yerleştirilebileceği en uygun ana kategori ise extreme (aşırı) sinemadır.
Tür seviyesinde değerlendirmek gerekirse bazı istismar sineması alt türleri içerdikleri gore sahnelerin fazla olması sebebiyle -gore uzantısı ile detaylandırılır. Gore, sahne özelinden çıkıp bir alt tür seviyesine eklemlendirilir. Splater-gore, slasher-gore gibi.
Bu kavramlar birbirleri ile benzer oldukları ve birlikte sıklıkla kullanıldıkları için biraz daha detaylandırmakta fayda var.
Splatter Film, Slasher Film, Gore Film
Gore öğelerin bir veya bir kaç sahneden çıkıp sekans veya sekanslara yayılması filmin gore film olarak anılmasına sebep olmaktadır. Eğer bahsettiğimiz film örneğin bir splatter veya slasher film ise film splatter-gore veya slasher-gore olarak anılabilir.
Bu iki yakın türün kapsamı aşağıdaki gibidir.
Slasher Film
Korku türünün alt türüdür. Karakteristik olarak kesici aletler ile sapkın bir katilin bir kişiyi veya bir grubu öldürmesi ile öykü lerler. En bilinen örneklerinden birisi Psycho 1960
Splatter Film
Korku türünün alt türüdür. Karakteristik olarak grafik şiddet içeriğine fazlaca barındırır. Öldürme şekllerinde kültlerle ilişkili motivasyonlar olabilir. Kamera hareketleri ve stili ile farklıdır. George A. Romeo filmleri ile örneklendirilebilir.
Gore Film
Korku veya başka herhangi bir türde gore filmler yapılabilir. Gore filmler, gore içerik göstermenin bir anlatım şekli olmaktan ayrılıp, anlatılan şeye yaklaştığı filmlerdir.
Slasher-gore ve splatter-gore gibi terminolojik eklemlenmeler bulunmasa da Cannibal, Slasher ile yakın ilişkili Giallo ve özellikle Mondo istismar sineması alt türleri gore öğeleri Slasher ve Splatter filmler kadar -bazen daha fazla- içerirler.
KültAlt Gore Filmler Listesi, extreme sinema altında istismar sinemar sineması ile yakın ilişki içerisinde bulunan çoğu kült, yasaklı ve rahatsız edici olarak anılan farklı tür ve alt türlerdeki gore filmlerden oluşmaktadır.
En İyileri
Seçki Listesi
Küratörün Sıralaması
1. Saw (2004) – James Wan
Karanlık ve pis kokulu bir tuvaletin soğuk zemininde, birbirine zincirlenmiş iki adam gözlerini açar. Ortada yatan cansız beden ve hemen yanındaki kasetçalar, işin rengini baştan belli eder. James Wan imzalı bu hayatta kalma korkusu, izleyiciyi çıkış yolu olmayan labirent benzeri bir kabusa hapseder. Arkada çalan gizemli sesin kuralları nettir; özgürlüğe giden yol, akıl oyunları ve insan onurunu sınayan fedakarlıklardan geçer. Her köşe başında yeni bir tuzak, her hatırlanan anıda başka bir suçun izi vardır.
2. Tokyo Gore Police (2008) – Yoshihiro Nishimura
Özelleştirilmiş kolluk kuvvetlerinin ve siberpunk bir geleceğin sokaklarında, demir leblebi polis Ruka babasının katillerinin peşine düşer. Şehrin en karanlık köşelerinde, yaralarını ölümcül silahlara dönüştüren mühendis adı verilen mutantlar hınçla cirit atmaktadır.
Yoshihiro Nishimura imzalı bu aksiyon ve korku sarmalında, şiddet rutine binerken sokaklar adeta demir ve et yığınına döner. Ruka'nın intikam yürüyüşü, neon lambalarının altında yankılanan çığlıklarla kesişir.
3. Murder-Set-Pieces (2004) – Nick Palumbo
Las Vegas’ın neon ışıkları altında, karanlık bir stüdyo odasında başlar her şey. Moda fotoğrafçısı kisvesi altında saklanan bir seri katil, merceğinin ucuna düşen kurbanlarıyla vahşi bir ölüm dansı kurar. Şehrin alt tabakasında avlanan bu zihniyet, saplantılı olduğu neo-nazizm ideolojisiyle ve yıkılan kulelerin yarattığı kaosla beslenir.
Nick Palumbo’nun yönettiği bu korku ve gerilim denemesi, pratik efektlerin rüştünü ispatladığı rahatsız edici bir tablo çizer. İzleyiciyi konfor alanından tamamen koparan yapım, sinemanın en karanlık sokaklarında nefes almadan yürüyen, tavizsiz ve sert bir suç portresi sunar.
4. The Burning Moon (1992) – Olaf Ittenbach
Erkek kardeş, koluna zerk ettiği zehrin bulanıklığı içinde küçük kız kardeşine sıradan masallar yerine vahşi hikayeler fısıldıyor. Gece sessizliğe bürünürken, Olaf Ittenbach kamerasını odadan karanlık sokaklara ve sapkın zihinlere çeviriyor.
Korku sinemasının en uç sınırlarında gezinen bu yapım, izleyiciyi katillerin ve saplantılı din adamlarının zihninde gezintiye çıkarıyor. Görsel şiddet ve kana doymayan sahneler, gece yarısı anlatılan o tekinsiz masalların gerçeğe dönüşme halini işaret ediyor.
5. Hobo with a Shotgun (2011) – Jason Eisener
Paslı tren raylarından inen evsiz adam, kentin çürümüş sokaklarında yürüyor. Suçun ve şiddetin esir aldığı bu distopya, yozlaşmış polislerin ve sapkın sokak çetelerinin elinde nefessiz kalmış durumda. Her köşede başka bir vahşet hüküm sürüyor.
Eline geçirdiği pompalı tüfekle kendi adaletini yazmaya karar veriyor. Jason Eisener imzasını taşıyan bu suç ve aksiyon bombası, şehrin kanalizasyonlarından yükselen karanlığı ve sokak adaletini ödünsüz bir görsel dille perdeye taşıyor.
6. Men Behind the Sun (1988) – Mou Tun-Fei
İkinci Dünya Savaşı'nın son günlerinde, Çin topraklarında konuşlanan Japon ordusunun arkasında bıraktığı soğuk ve hastalıklı bir laboratuvar uzanıyor. Mou Tun-Fei, tarihsel gerçekliğin ve insanlık dışı deneylerin en karanlık yüzünü sinema perdesine taşıyor.
Savaş suçları ve biyolojik silah testlerinin insan bedeninde açtığı yaralar, sıradan bir askeri kampın ötesinde dehşet verici bir kâbusa dönüşüyor. Kamera, geride kalan mahkumların çığlıklarını mesafeli ama sarsıcı bir soğukkanlılıkla takip ediyor.
7. August Underground (2001) – Fred Vogel
İşaretlenmemiş eski bir video kasetin evdeki oynatıcıya girdiği o an, karanlık odanın bütün dengesini bozar. Fred Vogel imzalı bu yapım, el kamerası estetiğini kullanarak seyirciyi iki seri katilin zihninin en kuytu köşelerine sürükler. Ekranda akıp giden görüntüler, hiçbir filtreye ihtiyaç duymadan şiddetin ve sapkınlığın ham halini doğrudan odaya taşır. Gözlerini kaçırmakla ekrana bakmaya devam etmek arasında sıkışıp kalan herkes için bu deneyim, sinema salonunun güvenli konforundan çok uzakta, rahatsız edici bir gerçeklik hissi bırakır.
8. Premutos: The Fallen Angel (1997) – Olaf Ittenbach
Alman banliyölerinin sıradan sessizliği, bahçede bulunan eski bir sandıkla paramparça olur. Olaf Ittenbach imzasını taşıyan bu şiddet dolu komedi ve korku denemesi, geçmiş hayatların kabuslarını bugüne taşıyor. Genç bir adamın zihni, antik düşmüş melek Premutos'un karanlık mirasıyla dolarken, sıradan bir aile kutlaması kanlı bir kaosa evriliyor. Kırmızı sıvıların ve çürüyen etlerin gövde gösterisi yaptığı bu amatör vahşet geçidi, sinemanın sınırlarında dolaşanlar için eşsiz bir ziyafet sunuyor.
9. Guinea Pig: Devil's Experiment (1985) – Satoru Ogura
Kameranın bulanık ve mesafeli gözü, odanın ortasındaki kadına çevrildiğinde, Satoru Ogura'nın yarattığı rahatsız edici dünyanın kapıları aralanır. Korku sinemasının en karanlık kıvrımlarında gezinen bu kısa metraj, hiçbir yere kaçışın olmadığı steril bir işkence odasında geçer. Maskelerin ardındaki failler, sınırları zorlayan şiddet eylemlerini soğukkanlı bir ritüele dönüştürür. Ekranın iki tarafı arasındaki mesafeyi yok eden bu kayıt, gerçeğin ve kurmacanın birbirine karıştığı o tehlikeli hatta yürür. İzleyiciyi tiksinti ile merak arasında sıkıştıran bu vahşi deney, geride asla silinmeyecek görsel bir iz bırakır.
10. Grotesque (2009) – Koji Shiraishi
Karanlık bir odada yankılanan adımlar, sıradan bir akşamı akıl almaz bir kâbusa dönüştürür. Genç bir çift, zihni tamamen karanlığa teslim olmuş bir cerrahın elinde, kaçışın olmadığı bir hastalıklı oyunun içine sürüklenir. Koji Shiraishi, bu dehşet verici çalışmasında sinemadaki sınırları zorlamaktan çekinmiyor. Korku ve gerilim türünün en sert örneklerinden biri olan yapım, izleyiciyi soluksuz ve gergin bir karanlığa hapsediyor. Zihnin en ücra köşesindeki korkularla yüzleşmeye hazır olun.
11. Chopping Mall (1986) – Jim Wynorski
Neon ışıkların sönmeye yüz tuttuğu devasa bir alışveriş merkezi ve kepenklerin arkasında sıkışıp kalmış bir grup genç. Jim Wynorski imzalı bu korku ve bilimkurgu karışımı, seksenlerin sonunda geleceğe duyulan endişeyi kalın plastik kasalar ve titreyen ekranlar üzerinden çağırıyor.
Park Plaza'nın yeni koruyucuları olması için yerleştirilen o parlak metal gövdeli robotlar, aniden ana bilgisayardaki bir arızayla ölümcül silahlara dönüşüyor. Çelik koridorlarda yankılanan her mekanik adım, içerideki gençlerin sabaha çıkma mücadelesini biraz daha daraltıyor.
12. Basket Case (1982) – Frank Henenlotter
Sokak lambalarının sarı ışığı altında, koca bir hasır sepeti sıkıca kavrayan bir genç New York kaldırımlarını arşınlıyor. Frank Henenlotter imzalı bu korku komodi, şehrin karanlık ve tekinsiz arka sokaklarında soluk alıyor. Sepetin içinde taşınan sır, sadece geçmişin acısını değil, aynı zamanda cerrahi bir bıçakla ikiye bölünmüş tuhaf bir intikam hırsını da barındırıyor. Gecenin ayazında sıradışı bir bağın izini süren bu grotesk ortaklık, izleyiciyi izbe otel odalarından grotesk bir intikam avına sürüklüyor.
13. Braindead (1992) – Peter Jackson
Wellington'ın sakin mahallelerinde geçen bu hikaye, aşırı korumacı bir annenin gölgesinde sıkışıp kalmış Lionel'ın hayatıyla başlıyor. Sumatra'dan getirilen tuhaf bir maymunun ısırmasıyla evin içinde sessizce yayılan o garip hastalık, kısa sürede kontrolü imkansız hale getiriyor. Peter Jackson'ın yönettiği bu korku ve komedi soslu yapımda, mutfaktaki çorbalardan bahçedeki çim biçme makinelerine kadar her şey kanlı bir kaosa zemin hazırlıyor. Lionel, etrafını saran bu zombi kabusunu gizlemeye çalışırken, ev adeta grotesk bir mezbahaya dönüyor.
14. Riki-Oh: The Story of Ricky (1991) – Lam Nai-Choi
2001 yılının özelleştirilmiş hapishanelerinde adalet çoktan demir parmaklıkların ardında kalmıştır. Surların içerisi köle düzeniyle dönerken, buraya düşen her yeni mahkum sistemin dişlileri arasında ezilmeye mahkumdur. Süper insan gücüne sahip genç dövüşçü Riki, yozlaşmış hapishane yöneticilerinin kurduğu bu acımasız çarkı kırmak için kararlıdır. Lam Nai-Choi yönetmenliğindeki bu aksiyon ve korku sarmalı, modern cezaevi algısını tamamen yerle bir ediyor. Aşırı şiddet sahneleri ve tavizsiz görsel diliyle film, izleyiciye karanlık bir hayatta kalma mücadelesi sunuyor. Dövüş sanatlarının en sert ve uzlaşmaz hali, bu beton duvarların arasında nefes almadan yankılanıyor.
15. Cannibal Holocaust (1980) – Ruggero Deodato
Amazon yağmur ormanlarının nemli ve tekinsiz derinliklerinde kaybolan bir belgesel ekibinin ardında bıraktığı teneke kutular, uygarlık iddiasındaki insanın karanlık yüzünü gün ışığına çıkarıyor. Ruggero Deodato imzalı bu korku yapımı, bir kurtarma misyonunun ötesine geçerek izleyeni bataklığın ve vahşi ritüellerin ortasına bırakıyor. Kamera kayıttayken sınırların nasıl silindiğini gösteren bu buluntu film, izleyiciyi medeniyet ile ilkel olanın çarpıştığı tekinsiz bir coğrafyada baş başa bırakıyor.
16. Re-Animator (1985) – Stuart Gordon
Miskatonic Üniversitesi'nin morgunda yanan loş ışıklar, tıp fakültesinin koridorlarında dolaşan tekinsiz bir zihnin habercisidir. Stuart Gordon'ın ellerinde şekillenen bu yapım, bilim kurgu ile kara mizahı laboratuvar ortamında ustalıkla harmanlıyor.
Genç bir tıp öğrencisi, ölümün sınırlarını zorlayan tehlikeli serumunu taze cesetler üzerinde denerken, odadaki herkesi kaçınılmaz bir deliliğin içine sürüklüyor. Cerrahi aletlerin soğuk sesine eşlik eden absürt olaylar zinciri, kontrolü elden bırakmak üzere.
Karanlık odalarda saklanan sırlar gün yüzüne çıkarken, doğanın kanunlarına meydan okuyan bu çılgın deneyler hastanenin duvarlarını aşmaya hazırlanıyor.
17. The Evil Dead (1982) – Sam Raimi
Ormanın ortasında çürümeye yüz tutmuş o ahşap kulübe, beş gencin hafta sonu kaçamağını kısa sürede tekinsiz bir kabusa çevirir. Sam Raimi yönetimindeki bu korku klasiği, bodrum katından yükselen eski bir ses bandı ve Sümerlere ait lanetli bir kitapla başlar. Duvarlara sinen kasvet, gençlerin zihnini yavaşça ele geçiren karanlık bir gücün habercisidir. Dış dünyayla bağın koptuğu bu izbe mekanda, doğa bile onlara sırtını döner. Her köşe başı, gecenin karanlığında uyanmayı bekleyen kadim bir tehditle doludur.
18. The Deadly Spawn (1983) – Douglas McKeown
New Jersey ormanlarına düşen göktaşı, sessiz bir kamp gecesini dehşet verici bir kabusa çevirir. Douglas McKeown yönetimindeki bu korku ve bilimkurgu denemesi, doğanın ortasında türeyen uzaylı parazitlerin evleri ve kasabayı sarmasını konu alır. Yer altında ve bodrum katlarında çoğalan bu yaratıklar, gençlerin hayatta kalma mücadelesini amansız bir kovalamacaya dönüştürür. Ekranı saran karanlık atmosfer, klasik yaratık istilası klişelerini geride bırakarak izleyiciyi claustrophobic bir gerilimin içine hapseder.
19. Day of the Dead (1985) – George A. Romero
Florida'nın boğucu sıcağından kaçan bir avuç insan, yeryüzünü ölülerin ele geçirmesiyle birlikte betondan bir sığınakta sıkışıp kalır. George A. Romero'nun yönettiği bu dram ve korku sarmalında, dışarıdaki kıyamet ve zombi istilası sığınağın içindeki gerilimi her geçen gün biraz daha tırmandırır. Askeri nizam ile bilimsel akıl arasında sıkışıp kalan grup, karanlık koridorlarda kendi akıl sağlıklarını da yitirmeye başlar.
20. Ichi the Killer (2001) – Takashi Miike
Kabukicho sokaklarında kaybolan bir yakuza liderinin izini sürmek, Kakihara'yı acının sınırlarını zorlayan bir arayışa iter. Takashi Miike yönetmenliğindeki bu suç ve korku sarmalında, yeraltı dünyasının karanlığı neon ışıklarıyla boğuşur. Kakihara, aradığı o benzersiz hissi bulabileceği psikotik bir katille, Ichi ile karşılaşmak üzeredir. Bıçaklar, piercingler ve acımasız bir şiddet bu buluşmanın zeminini hazırlar. Anarşik bir mizah ile şiddetin iç içe geçtiği bu sokaklar, izleyiciyi tekinsiz bir karanlığın ortasında bırakır. Hiçbir kuralın geçerli olmadığı bu dünyada, av ile avcı arasındaki çizgiler tamamen silinir.
21. Tetsuo: The Iron Man (1989) – Shinya Tsukamoto
Pas kokusu ve metalin etle birleştiği o kaçınılmaz an, Shinya Tsukamoto'nun kamerasında karanlık bir siberpunk kabusuna dönüşüyor. Sokaklarda yankılanan tiz sesler ve siyah beyaz görüntüler, modern insanın çelikle imtihanını en ham haliyle ekrana taşıyor.
Sıradan bir iş gününün ardından rutinine devam eden bir adam, bedeninin içten dışa doğru demir yığınına dönüştüğünü fark ediyor. Bu tuhaf dönüşüm, zihni ve eti aynı anda kemiren grotesk bir saplantının tetiklediği hastalıklı bir döngü.
Korku ve bilimkurgu sınırlarında gezinen bu endüstriyel fırtına, izleyiciyi katı ve acımasız bir distopyanın tam ortasına bırakıyor. Metalin ete saplandığı bu dünyada kaçış, yalnızca daha derine batmak anlamına geliyor.
İlişkili Akımlar ve Temalar
7bin okuma
Mondo (Shockumentary) Filmler Listesi
361bin okuma
Yasaklı Filmler Listesi
Anasayfa
Film
Kürasyon
Kritik
Menü
