Animasyon Filmleri Listesi
30
Film
1 dk.
Okuma Süresi
1 bin
Görüntülenme
Read this page in English
İçindekiler
Film listesi animasyon tarihinde olduğu kadar sinema tarihinde de önem arz eden kült halline gelmiş yetişkinlere hitap eden filmlerden oluşur. Bir yöntem olarak animasyon yöntemi ile ortaya çıkan bu filmler korku, gerilim, erotik, bilimkurgu vb. bir çok tür altında kategorize edilebilir.
BM
Bahadır Mahmut
Küratör
İlişkili Akımlar ve Temalar
"Animasyon" kelimesi Latince "animātiōn" kelimesinden ve "animātiō" kökünden gelir, "hayatın bahşedilmesi" anlamına gelir. İngilizce kelimenin ilk anlamı "canlılık"tır ve "hareketli görüntü ortamı" anlamından çok daha uzun süredir kullanılmaktadır.
Animasyon tarihi, özetlenmesi bu liste yazısında mümkün olmayacak kadar geniştir ve çok fazla kritik dönüm noktası ile farklı teknik barındırır. Aynı zamanda bölgesel ve dönemsel olarak çok farklı şekilde gelişmiştir. Örneğin sinema tarihinin özetlemek gerektiğinde Hollywood referansı ile ülke sinemaları konumlandırılabilir anlatılabilir. Animasyon bu perspektiften bakıldığında çok kutupludur. Amerika, Uzak Doğu ve Avrupa birbirinden çok farklı şekilde animasyonu yorumlamıştır. Animasyon filmlerin çeşitliliğinin arkasındaki bir başka etmen ise teknolojidir. Yeni teknolojiler animasyonun anlatım şeklini ve kabiliyetlerini sürekli olarak değiştirmiştir.
Animasyon filmleri daha yakından tanıyabilmek için animasyon filmleri üzerindeki çelişki ve tartışmalara odaklanmak faydalı olabilir. Öncelikle çoğu sinemasever tarafından animasyon sinemaya ait olarak konumlandırılamaz. Bu bazıları için animasyonun küçümsenmesinden veya arkasındaki dev külliyata hakim olma zahmetinden dolayı göz ardı edilmesinden kaynaklansa da bazıları için animasyonun gerçekten çok farklı bir teknik, tarih ve literatüre sahip olması sebebiyle sinema içerisinde konumlandırılmasın mümkün değildir.
Animasyonu sinemaya dahil edenler için farklı bir teknik, tarih ve literatüre sahip olması animasyonun film türü olup olmadığı konusundaki tartışmalardaki en geçerli argümanlardan birisidir. Film türleri filmin öyküsünün dayandığı temel durum (örneğin: aksiyon, savaş) veya duygu (örneğin: korku, gerilim, romantik) ile ortaya çıkmıştır. Animasyon filmler kategorize edilirken bir tür olarak kullanılsa da aslında bir film türü değil, birçok tekniği içerisinde barındıran bir yöntemdir (film çekim -oluşturma- yöntemi).
Animasyon konusundaki en büyük yanılgılardan bir tanesi de çizgi filmler sebebiyle animasyonun çocuklara daha fazla ait olduğu ile ilgilidir. Animasyonların ekonomik pazar payının ve üretiminin çoğu yetişkinler için yapılır -yetişkin içerikler hariç-. Çocuklar için yapıldığı düşünülen çizgi filmlerin ise bilinçaltı mesajlarının yetişkinlerin domine ettiği ekonomik ve sosyal alanlarındaki etkileri yapılan birçok akademik araştırma ile kanıtlanmıştır.
En İyileri
Seçki Listesi
Küratörün Sıralaması
1. Metropolis (2001) – Rintaro
Devasa dişlilerin ve neon ışıkların altında ezilen devasa bir gelecek tasviri burası. Rintaro’nun yönettiği bu yetişkin animasyonu, izleyiciyi katman katman yükselen gökdelenlerin ve siberetik bir komplonun tam ortasına bırakıyor.
Kenichi ile amcası Shunsaku Ban, insan soyunun sınırlarını zorlayan sentetik bir yapay insan olan Tima’nın izini sürüyor. Şehrin sokaklarındaki isyan dalgası büyürken, gökyüzüne uzanan bu steampunk rüya yavaş yavaş kabusa dönüşüyor.
Fragman
2. Wolf Children (2012) – Mamoru Hosoda
Şehrin gürültüsünden uzaktaki eski bir ev, iki kurt çocuğun büyüme telaşına ev sahipliği yapıyor. Mamoru Hosoda, animasyon evreninde insanın doğayla ve yalnızlıkla kurduğu bağı sakin ama sarsıcı bir köşe taşında ele alıyor.
Genç bir anne, kocasının ani yokluğunun ardından çocuklarının gizli doğasını korumak için kırsal bölgeye sığınır. Toprağı işleme çabası, aynı zamanda iki farklı dünyaya ait evlatlarını hayata hazırlamanın da ta kendisidir.
Fragman
3. The Disappearance of Haruhi Suzumiya (2010) – Yasuhiro Takemoto, Tatsuya Ishihara
Aralık ayının son günlerinde, karlı bir lise koridorunda her şey yerli yerindeymiş gibi görünür. Ancak Kyon uyandığında, tanıdığı o gürültülü ve absürt evrenin yerinde yeller esmektedir. SOS Tugayı hiç var olmamıştır, okulun karakteristis iradesi Haruhi kayıptır ve en yakın arkadaşlarının bakışlarında yabancı bir soğukluk vardır.
Yasuhiro Takemoto ve Tatsuya Ishihara'nın yönettiği bu bilimkurgu ve gizem sarmalı, sıradan bir tatil sabahının nasıl büyük bir boşluğa evrilebileceğini gösterir. Alternatif bir gerçekliğin sessizliğinde hapsolan Kyon, izleri takip ederek kaybettiği dünyayı geri getirmeye çalışır. Zamanın ve hafızanın büküldüğü bu tuhaf kış ayininde, en tanıdık yüzler bile en büyük muammaya dönüşür.
Fragman
4. Summer Wars (2009) – Mamoru Hosoda
Nagano'da coşkulu bir aile buluşması, köhne bir evde başlar. Doksanıncı yaşını kutlayan ulu matrisin etrafına yığılan kalabalık, yaz tatilinin o boğucu sıcağını ve geleneksel telaşını taşır içeriye. Genç bir matematik dehası olan Kenji, kendisini bir anda sahte bir nişanlın rolünde bulur.
Dijital evren OZ'un sınırsız sokaklarında gezinirken çözdüğü masum bir denklem, gerçeğin ve sanal gerçekliğin sınırlarını birbirine karıştırır. Mamoru Hosoda imzalı bu animasyon, siber suç dalgası sokağa taşınmadan hemen önce, siber uzayın ve kalabalık bir ailenin kaotik dinamiklerini aynı potada eritiyor.
Fragman
5. The Tale of The Princess Kaguya (2013) – Isao Takahata
Parmak kadar bir kız çocuğunun parıldayan bir bambu filizinin içinde bulunmasıyla başlar her şey. Yaşlı bir kesici ve eşinin ellerinde, geleneksel Japon masallarını aratmayan bir hızla serpilir ve kısa sürede göz kamaştırıcı bir genç kadına dönüşür. Isao Takahata, bu köklü folklorik mirası taşıyan animasyon filminde, izleyiciyi masalsı bir dünyaya davet ederken karakterin omuzlarına binen kaderin ağırlığını hissettirir.
Saray adaylarının ardı arkası kesilmeyen imkansız istekleri ve talari, genç kadının kaçınılmaz sonundan kaçış çabalarını gözler önüne serer. Çizimlerin adeta el yapımı fırça darbeleriyle canlandığı bu dram, doğanın içinde filizlenen bir ruhun saray duvarları arasında nasıl sıkıştığını fısıldar.
Fragman
6. The Girl Who Leapt Through Time (2006) – Mamoru Hosoda
Yaz gününün o ağır, rehavet basan sınıf havasında saniyeleri geriye sarmak ne kadar kolay görünebilir. On yedi yaşında sıradan bir lise öğrencisi olan Makoto, eline geçen bu tuhaf zaman bükme gücünü sadece küçük günlük prüzleri çözmek için kullanır. Sınav notlarını düzeltmek ya da bisiklet kazalarından kaçmak ilk başta eğlenceli birer oyun gibidir. Ancak Mamoru Hosoda yönetimindeki bu animasyon ve bilimkurgu esintili yapım, geçmişe atılan her küçük adımın gelecekte ne kadar büyük bir boşluk yaratabileceğini fısıldar. Zaman akıp giderken, yapılan her hamle etraftaki hayatları görünmez biçimde değiştirmeye başlar.
Fragman
7. The Plague Dogs (1982) – Martin Rosen
Beyaz önlüklerin ve çelik kafeslerin soğukluğundan kaçan iki köpek, kendilerini İngiltere'nin kasvetli kırlarında bulur. Martin Rosen imzalı bu sert yetişkin animasyonu, laboratuvar duvarlarının ardında kalan vahşi gerçeği pastoral bir kabusa dönüştürür. Rowf ve Snitter'ın hayatta kalma mücadelesi, insanlığın ellerinde şekillenen bir av hırsıyla kesişir. Arkalarında bıraktıkları tesisten yayılan asılsız veba söylentileri, tüm bölgeyi ayağa kaldırır. Doğanın ortasında sıkışıp kalan hayvanların çaresizliği, izleyiciyi soluksuz bir kaçışın yanı sıra derin bir toplumsal eleştirinin içine çeker. Her adımda artan bu karanlık macera, çemberin daraldığı tepelerde izini sürer.
Film
8. Tower (2016) – Keith Maitland
Austin güneşinin altında, Texas Üniversitesi kulesinin gölgesinde yankılanan o kurşun sesleri hala hafızalardan silinmedi. Ağustos ortasında, zamansız duran bir saat kulesinden açılan ateşle kesilen hayatlar ve ortada kalan o büyük sessizlik. Keith Maitland, belgesel sinemanın sınırlarını zorlayan bu yapımda, arşiv görüntülerini rotoskop animasyon tekniğiyle yeniden örüyor. O gün orada bulunanların tanıklıkları, katliamın dehşetini ve sıradan insanların gösterdiği kahramanlığı sarsıcı bir dille yüzümüze çarpıyor. Gerçek arşivin ve animasyonun iç içe geçtiği bu anlatı, yakın tarih karanlığında iz sürüyor.
Film
9. Paprika (2006) – Satoshi Kon
Rüyaların labirentinde yankılanan o tuhaf geçit, Tokyo'nun sokaklarına sızmaya başladığında gerçekle hayal arasındaki sınır çoktan silinmiştir. Satoshi Kon'un ellerinde şekillenen bu yetişkin animasyonu, insan zihninin en karanlık katmanlarında gezinen bir psikanaliz seansına dönüşür. DC Mini adı verilen devrimci cihaz çalındığında, paralel evrenler birbirine karışır ve bilinçaltının kaosu uyanık dünyaya taşınır. Paprika kimliğine bürünen araştırmacı psikolog Atsuko, rüya dünyasında yankılanan bu tehlikeli yürüyüşü durdurmak zorundadır.
Fragman
10. The Last Unicorn (1982) – Jules Bass, Arthur Rankin, Jr.
Güzelliğin ve zamanın ötesinde yaşayan son tek boynuzlu at, dünyada kendi türünden başka kimse kalmadığını öğrendiği an ormanını terk eder. Jules Bass ve Arthur Rankin Jr. yönetimindeki bu animasyon, sıradan bir fantastik masalın çok ötesine geçerek izleyiciyi melankolik bir arayışın içine çeker. Yolda ona katılan acemi bir büyücü ve sert bakışlı bir kadın, bu kadim hüznü paylaşır. Büyünün sönmeye yüz tuttuğu diyarın en karanlık köşesine, Kral Haggard'ın şatosuna doğru yürürler.
Film
11. The Adventures of Prince Achmed (1926) – Lotte Reiniger
Karanlık bir perdenin ardında hareket eden titizlikle oyulmuş silüetler, Binbir Gece Masalları'nın efsunlu evrenini sarıp sarmalıyor. Lotte Reiniger'in ellerinde hayat bulan bu sessiz film, izleyiciyi uçan atların kanatları arasında, gölgelerden örülü epik bir yolculuğa çıkarıyor.
Bir büyücünün hain planları ile uzaktaki diyarlara doğru kanat çırpan prensin mücadelesi, kadim efsanelerin estetiğini ekranımıza taşıyor. Geleneksel animasyon sanatının en zarif örneklerinden biri, zamanın ötesinden süzülüp gelen masalsı bir dokuyla buluşuyor.
Film
12. The Nightmare Before Christmas (1993) – Henry Selick
Kuru yaprakların ve balkabaklarının kokusundan sıkılan iskelet kral, her ekim ayının aynı rutinine sırtını dönüyor. Henry Selick yönetimindeki bu stop motion yapım, karanlık sokaklardan ışıltılı kış masallarına uzanan tuhaf bir saplantıyı perdeye taşıyor.
Kendi kasabasına Noel'i getirme hevesi, ortalığı birbirine katmaya yetiyor. Sally'nin endişeli bakışları altında hazırlanan bu gotik müzikal, cadılar bayramının soğuk havasını başka bir dünyanın neşesiyle garip bir şekilde harmanlıyor.
Fragman
13. Batman: Mask of the Phantasm (1993) – Bruce Timm, Eric Radomski
Sokak lambalarının sarı ışığı Gotham'ın beton yığınlarına vururken, mafya babaları birer birer karanlıkta avlanıyor. Bruce Timm ve Eric Radomski imzalı bu suç ve gizem sarmalı, geleneksel animasyon sınırlarını çok aşan karanlık bir neo-noir atmosfer kuruyor. Sokaklarda dolaşan yeni ve ölümcül bir infazcı, şehirdeki tüm cinayetlerin faili olarak pelerininli süvariyi gösteriyor.
Bir yanda sokaklardaki kanlı hesaplaşmalar, diğer yanda Bruce Wayne'in geçmişinden gelen hayaletler birbirine karışıyor. Şehrin adaletsiz düzeni içinde sıkışan kahraman, hem kendi kimliğini hem de katilin gerçek yüzünü bulmak zorunda. Bu yetişkin animasyonu, izleyiciyi parlak neon lambalarından uzakta, Gotham'ın en kuytu ve kirli sokaklarında uzun bir geceye davet ediyor.
Fragman
14. Bambi (1942) – David Hand
Kocaman ağaçların gölgelediği kadim ormanda, yeni doğmuş bir geyiğin ilk adımlarıyla başlar her şey. Mevsimler yaprakları sarartıp yeniden yeşertirken, David Hand imzalı bu zamansız animasyon, doğanın hem şefkatli hem de acımasız yüzünü gözler önüne seriyor. Ormanın derinliklerinde geçen bu büyüme hikayesi, çocukluğun masumiyetini ve ani kayıpların bıraktığı sessiz boşluğu aynı karede buluşturuyor. Genç bir yavrunun dostlarıyla birlikte hayatta kalma mücadelesi, doğanın döngüsü içinde şekilleniyor. Yaprak hışırtıları ve uzak patika sesleriyle örülü bu dünya, izleyiciyi saf bir nostaljinin ve doğa sevgisinin ortasına bırakıyor.
Film
15. South Park: Bigger, Longer & Uncut (1999) – Trey Parker
Kanadalı iki komedyenin küfürlü filmi küçük bir kasabanın ilkokul öğrencilerinin diline dolandığında, ebeveynler panikle günah keçisi aramaya başlar. Öfke hızla sınırları aşar ve uluslararası bir krize, hatta cehennemin kapılarının aralanmasına yol açar.
Trey Parker yönetmenliğindeki bu yetişkin animasyonu, müzikal formunu ve absürt mizacını kullanarak sansür mekanizmalarını ve toplumsal ikiyüzlülüğü tiye alır. Çocukların omuzlarına binen bu tuhaf savaş, sürrealist bir kaosa evrilir.
Fragman
16. It's Such a Beautiful Day (2012) – Don Hertzfeldt
Çöp adam figürlerinin kırılgan çizgileri arasında, zihnin en karanlık koridorlarında yürümeye başlarsınız. Don Hertzfeldt, el çizimi animasyonun ham dokusuyla sıradan günleri varoluşsal bir sarsıntıya dönüştürür. Bill, hafızasının ufalanan parçalarını bir araya getirmeye çalışırken, hastane odalarının soğuk ışığı ile çocukluğun soluk anıları arasında sıkışıp kalır. Mizah ile kasvetin tuhaf bir dengede buluştuğu bu kara komedi, gündelik hayatın rutinini delip geçen gerçekçi bir kâbustur. Zihinsel kırılmalar ve ölüm düşüncesi yavaşça etrafınızı sarar. Her kare, hayatın absürtlüğüne dair felsefi bir fısıltı taşır.
Fragman
17. Grave of the Fireflies (1988) – Isao Takahata
Kobe semalarındaki bombardımanın ardından geride kalan molozlar ve siren sesleri, iki çocuk için yepyeni bir gerçekliğin kapısını aralar. On dört yaşındaki Seita, küçük kardeşi Setsuko ile birlikte sığınacakleri terk edilmiş bir beton barınağa yerleşir.
Isao Takahata imzasını taşıyan bu animasyon ve dram yapımı, İkinci Dünya Savaşı'nın yıkıcı gölgesinde hayatta kalma mücadelesi veren kardeşlerin sessiz direnişini aktarır. Açlıkla geçen günlerde kibrit çöpü kadar sönük ama bir o kadar dirençli bir umut arayışı sürer.
Film
18. Waltz with Bashir (2008) – Ari Folman
Lübnan sokaklarını dolduran o boğucu toz bulutu, yirmi yıl sonra bile eski bir askerin zihninde hayalet gibi dolaşmaya devam eder. Ari Folman, unutulmak istenen anıları geri çağırmak için eski silah arkadaşlarıyla yüzleşir ve geçmişin silik karelerini birer birer masaya yatırır. Beyrut'un yıkık sokaklarından süzülen bu animasyon belgesel, savaşın insan hafçasında bıraktığı karanlık izleri takip eder. Siyasi çalkantıların ortasında sıkışıp kalan bireylerin yüzleşmeleri, izleyiciyi gerilimli bir kabusun içine çekerken, yetişkinlere yönelik çizilen her kare o dönemin ağır atmosferini doğrudan hissettiriyor.
Fragman
19. Spirited Away (2001) – Hayao Miyazaki
Arabanın arka koltuğunda, yeni bir şehre taşınmanın huzursuzluğuyla somurtan on yaşındaki Chihiro, terk edilmiş bir eğlence parkının eşiğinden geçerek hayatının en tekinsiz rüyasına adım atıyor. Anne ve babasının doymak bilmez iştahları yüzünden domuza dönüştüğü o alacakaranlık anı, bildiği dünyanın sınırlarını tamamen sıfırlıyor. Hayao Miyazaki, bu anime yapımında bizi kuralları baştan yazılmış, kadim ruhların dinlendiği devasa bir hamamın koridorlarına bırakıyor. Japon mitolojisinin tuhaf yaratıkları ve her köşesinden duman sızan bu paralel dünya, Chihiro için sadece hayatta kalma mücadelesi değil, kendi ismini geri alma savaşına dönüşüyor. Kömür karası is kurumlarından huysuz cadılara uzanan bu karanlık atmosferde, çocukluğun kırılganlığı yerini sessiz bir dirence bırakıyor. Detaylarla örülmüş fantastik evren, izleyiciyi puslu bir rüya hissinin içine çekiyor.
Fragman
20. The Fabulous Baron Munchausen (1962) – Karel Zeman
Karel Zeman, gerçekle hayalin birbirine karıştığı el emeği bir görsel evren kuruyor. Barut kokusuyla çevrili savaş meydanlarından dev balinaların karnına uzanan bu absürt yolculuk, sınır tanımayan bir hayal gücünün ürünü. Saray koridorlarından Osmanlı ordusuna kadar uzanan sahneler, usta işi bir animasyon diliyle hayat buluyor. Efsanevi hikayelerin kahramanı Baron Munchausen, olağanüstü maceralarını kendine has üslubuyla sıralarken seyirciyi masalsı bir boşluğun içine çekiyor. Akıl almaz olaylar zinciri, masum bir aşk hikayesiyle ve devasa kuşların kanat çırpışlarıyla derinleşiyor. Bu rüya aleminde her detay, sinemanın ilk günlerine duyulan saf bir tutkunun izlerini taşıyor.
Film
21. Sin City (2005) – Robert Rodriguez, Frank Miller
Siyah beyaz sokakların yalnızlıkla kirlendiği, yağmurun sadece günahları değil insanı da yıkadığı bir yer burası. Robert Rodriguez ile Frank Miller ikilisinin uyarladığı bu neo-noir evren, yozlaşmış polislerin ve intikam peşindeki karanlık kahramanların nefes aldığı tekinsiz bir sokak labirenti kuruyor. Her köşe başında silüetlerin ardına saklanan tehlike, Basin City sakinlerini adeta kendi yasalarını yazmaya zorluyor. Şehrin sert rüzgarı yüzünüze çarparken, hiç kimsenin masum kalmadığı bu suç ve gerilim sarmalında herkes kendi adaletinin peşinden koşuyor.
Fragman
22. Anomalisa (2015) – Charlie Kaufman, Duke Johnson
Grileşen otel odaları, birbirinin aynı yüzler ve aynı tonda mırıldanan insanlar. Michael Stone, rutininin duvarları arasında sıkışıp kalmış bir müşteri ilişkileri uzmanıyken, iş gezisi için indiği Cincinnatide bu tekdüze kabustan uyanmayı bekliyor. Charlie Kaufman ve Duke Johnson, stop motion animasyonun o somut, dokunulabilir dünyasını kullanarak varoluşsal bir melankolinin sınırlarında dolaşıyor. Karakterlerin yüzlerindeki milimetrik birleşme izleri, animasyonun teknik bir detayından öte, Michaelin zihnindeki yabancılaşmanın ta kendisine dönüşüyor. Hayatın kliseleri arasında sıkışmış bu adam, beklenmedik bir sesle karşılaştığında her şey bulanıklaşmaya başlıyor. Seyirciyi yumuşak bir kasvetin içine çeken bu yetişkin animasyonu, sıradanlığın konforlu uyuşukluğuna karşı sessiz bir itiraz yükseltiyor.
Fragman
23. The Triplets of Belleville (2003) – Sylvain Chomet
Tour de France asfaltında dönen pedalların gölgesinde kaybolan bir torun ve peşine düşen yaşlı bir büyükanne. Sylvain Chomet yönetmenliğindeki bu yetişkin animasyonu, diyaloglara sırtını dönüp tamamen çizgilerin ve sesin ritmine yaslanıyor.
Fransa'nın nostaljik sokaklarından Belleville'in kasvetli ve grotesk metropolüne uzanan yolda, sadık köpek Bruno ve geçmişin unutulmuş sahne yıldızları bu tuhaf maceraya ortak oluyor.
Film
24. Gandahar (1987) – René Laloux
Gandahar’ın huzurlu topraklarında doğayla barış içinde yaşayan halk, sınırda yaşanan tuhaf olaylarla sarsılır. Doğa ile teknolojinin iç içe geçtiği bu evrende, uzak uçlardaki vatandaşların birer birer taşa kesmesi idil düzeni tehdit eder. René Laloux, bu yetişkin animasyonunda bizi surrealizm sularında gezinen görsel bir şiire davet ederken, utopia kavramının kırılganlığını masaya yatırır. Sylvain, yaklaşan istila tehlikesini çözmek üzere bilinmeze doğru uzun bir yola çıkar.
Fragman
25. Ghost in the Shell (1995) – Mamoru Oshii
İki bin yirmi dokuzun neon ışıklı ve sibernetik ağlarla örülü sokaklarında, bilgi ve hafıza en tehlikeli silaha dönüşmüştür. Mamoru Oshii, insan ile makine arasındaki sınırların silindiği bu distopik evrende, metal bir bedenin içinde insan kalmaya çalışan bir cyborg polisin peşine düşüyor. Görünmez bir gölge gibi ağda gezinen ve hafızaları manipüle eden gizemli bir korsanın izini sürmek, sadece bir takip meselesi değildir. Bilincin ve varoluşun sorgulandığı bu yoğun bilimkurgu yolculuğu, izleyicisini soğuk ve tekinsiz bir gelecekle baş başa bırakır.
Fragman
26. Persepolis (2007) – Vincent Paronnaud, Marjane Satrapi
Tahran sokaklarında bombaların gölgesinde yankılanan bir Iron Maiden kaseti, küçük Marjane için hem bir kaçış hem de yeni dünyanın sesidir. Vincent Paronnaud ve Marjane Satrapi imzalı bu yetişkin animasyonu, İran devriminin yıkıcı gölgesinde geçen bir büyüme hikayesini siyah beyaz çizgilerle perdeye taşıyor. Sokaklardaki baskı artarken Marji, punk rock plakları ve yasaklı posterleriyle kendi küçük direnişini örüyor.
Yetmişlerin sonundaki o coşkulu değişim rüzgarı yerini katı bir düzene bırakırken, aile ilişkileri de bu dönüşümden nasibini alır. Marjane içerideki çatışmaları keskin gözlemlerle kaydederken, otoriter rejimin gölgesinde kimliğini bulmaya çalışır. Bu çalkantılı süreç, yalnızca bir ülkenin değil, bir kız çocuğunun kendi sesini bulma mücadelesine dönüşür.
Fragman
27. Fritz the Cat (1972) – Ralph Bakshi
Altman dönemi New York asfaltının altı, altmışlı yılların sonlarında duman altı odalardan sokak çatışmalarına uzanan tekinsiz bir koridor. Üniversiteyi geride bırakıp caddelere karışan kedimiz, özgürlük arayışını uyuşturucu dumanı ve isyankar kalabalıklar arasında tüketiyor. Ralph Bakshi imzalı bu yetişkin animasyon, dönemin çürüyen toplumsal dokusunu absürt bir mizah ve karanlık bir sokak diliyle ekrana taşıyor.
Sokaklarda duman ve barut kokusu birbirine karışırken, yeraltı kültürünün en ham hali insan suretli hayvanların öfkesiyle patlak veriyor. Polisin bastığı partiler, devrim çağrıları ve sonu gelmeyen arayışlar silsilesi, bu taşralı kediye modern dünyanın ne kadar kirli olduğunu gösteriyor. Düzen karşıtı öfkenin ve dönemsel savrulmaların animasyon estetiğiyle buluştuğu bu sert kesit, sinemada alternatif bir dil arayanları bekliyor.
Film
28. Fantastic Planet (1973) – René Laloux
Devasa mavi tenli uzaylıların hükmettiği Ygam gezegeninde, insanlık evrim çizgisinin en alt basamağına hapsolmuş durumda. René Laloux imzalı bu 2d animasyon, uzay yolculuğu temasını distopya ve gerçeküstü imgelerle örerek izleyiciye aktarıyor.
Draag çocuklarının oyuncağına dönüşen ya da vahşi doğada birer haşere gibi avlanan insan Omların dünyası, mekanik ve soğuk bir tahakküm mekanizması üzerine kuruludur. Çek ve Fransız animasyon geleneklerinin buluştuğu bu özgün evren, seyirciyi yabancı bir gezegenin keskin atmosferiyle baş başa bırakıyor.
Film
29. Memories (1995) – Katsuhiro Otomo, Koji Morimoto, Tensai Okamura
Katsuhiro Otomo, Koji Morimoto ve Tensai Okamura'nın imzasını taşıyan bu üçleme, uzayın karanlığındaki terk edilmiş yapılardan sökülüp gelen anıların izini sürüyor. Bilimkurgu ve fantastik öğeleri animasyonun sınırlarında birleştiren yapım, geçmişin hayaletleriyle örülü dar koridorlarda geçiyor. Uzay gemisinin mürettebatı, yapay zekanın kuklası haline gelen tehlikeli bir istasyonda hayatta kalmaya çalışırken, zihnin en karanlık katmanlarında yankılanan seslerle yüzleşiyor.
Fragman
30. Akira (1988) – Katsuhiro Otomo
Neo-Tokyo'nun neonla lekelenmiş asfaltında, motor çetelerinin kükremesi altındaki beton çatırdayarak uyanır. Katsuhiro Otomo, bu devasa metropolün sokağında yankılanan şiddeti ve çürümeyi, animasyonun sınırlarını zorlayan bir gerilimle ekrana taşır. Gizli askeri deneylerin insan eti üzerinde bıraktığı yıkım, şehri mutlak bir felaketin eşiğine sürüklerken, distopya inceden inceye zihinleri ele geçirir.
Demir yığınları arasında yankılanan her fren sesi, yaklaşan kıyametin habercisidir. Bilimkurgu estetiğinin en ham haliyle örülen bu karanlık evrende, genç sokak çetelerinin yeraltındaki mücadelesi kontrolden çıkar. Kontrolsüz güç kasıp kavururken, Neo-Tokyo kendi küllerinden yeniden doğmak ya da tamamen silinmek arasında sıkışıp kalır.
Fragman
İlişkili Akımlar ve Temalar
Anasayfa
Film
Kürasyon
Kritik
Menü
