Tokyo Story (1953) – Yasujirô Ozu

Shukichi and Tomi Hirayama çocuklarını ziyaret etmek için Tokyo’ya giderler. Ziyaretleri en başta planlamalar ve gezintiler ile çok iyi geçecek gibi görünse de çocuklarının ve torunlarının kendilerine karşı tavırları her şeyi altüst edecektir.

The Seventh Seal (Det sjunde inseglet) (1957) – Ingmar Bergman

Savaştan sağ çıkmayı başarmış şovalye Antonius Block evine doğru yol alırken veba salgının kırıp geçirdiği topraklarda ölüm ile karşılaşır. Arkasında savaşı bırakmasının hiç bir anlamı yoktur. Ölüm karşısında ve sıra kendisindedir. Ölüme hayatına karşı satranç oynama teklifinde bulunan Antonius’un hikayesi tüm ölümlülerin acınası ağıtına dönüşecektir.

Ran (1985) – Akira Kurosawa

Lord Hidetora Ichimonji artık savaşamayacak ve topraklarını koruyamayacak kadar yaşlanmıştır. Çözümü topraklarını 3 oğluna pay etmekte bulur. Toprak paylaşımı işleri herkes için daha kötüye götürecektir.

Black Moon (1975) – Louis Malle

Lily pek de alışık olmadığımız türdeki bir savaşın içerisinden sıyrılıp kırsaldaki bir eve sığınır. Sığındığı ev ise içerisindeki gariplikleri ile en azından kaçtığı savaş alanı kadar tekinsizdir.

The Incredible Shrinking Man (1957) – Jack Arnold

Radyoaktiviteden etkilenen Scott Carey anlaşılmaz şekilde gün geçtikçe küçülmeye başlar. Bu durum başlarda eşi ve çevresi ile ilgili çok da büyük olmayan sorunlara yol açsa da ileride evin kedisi dahi kendisi için yaşamsal bir riske dönüşecektir.