Pre-Code Korku Filmleri Listesi
11
Film
2 dk.
Okuma Süresi
4 bin
Görüntülenme
Read this page in English
İçindekiler
Korku filmi türü için en önemli referans dönemlerinden biri olan Hollywood'un ilk altın çağı olarak nitelendirilebilecek Pre-Code döneminde, askıdaki sansür yasaları arasında çekilmiş her biri klasik olan Pre-Code Korku Filmleri.
BM
Bahadır Mahmut
Küratör
İlişkili Akımlar ve Temalar
Hollywood Pre-Code dönemi, sonraları Hays yasası olarak anılan ve sinema sektöründe sıkı kontrolün başlangıcı olarak kabul edilebilecek yasanın ilk gündeme gelişi ile gördüğü son revizyonlar sonrasında gerçekten kullanılmaya başlandığı iki referans noktasının arasına sıkışmış kısa bir dönemdir. Sinema sektörüne doğrudan içerik olarak müdahale eden bu yasa, katoliklerin baskıları sonucunda ilk olarak 1930'da Motion Picture Production Code ismi altında taslak olarak gündeme gelir. Yasa ile getirilmesi amaçlanan sınırlandırmalar oldukça çeşitlidir.
•
Tutkulu öpüşme ve sevişme sahneleri
•
Kadınla erkeğin aynı yatakta gösterilmesi
•
Kötü karakter üzerine yapılacak olumlamalar, anti kahraman yaratılması veya kötü karakteri sempati oluşturacak içeriğe yer verilmesi
•
Öğretici olacak şekilde öldürme, dolandırma yöntemlerinin gösterilmesi
•
Peygamberler ve dinler ile ilgili olumsuz eleştiriler veya eleştiri anlamı oluşturabilecek düşüncelerin aktarılması
•
Çıplaklık, cinsel içerik
•
Eşcinsellik içerik
•
Kaba ve küfürlü sözler
•
Uyuşturucu kullanımının gösterilmesi
•
Vahşi veya gore sayılabilecek görüntülerin gösterilmemesi
yasaklamalardan bazılardır.
Pre-Code Döneminin Ortaya Çıkışı
1930 yılı ayrıca bir öneme sahipti. Sesin filmlere tam olarak adapte edilmeye başlandığı bu dönemde sinemanın anlatım kabiliyetleri oldukça genişlemişti. Bu sebeple görüntü ile sesin ilk buluştuğu andan itibaren yasaklamalar devreye alınmak istendi. Fakat buna rağmen Motion Picture Production Code uygulamaya 4 yıl boyunca geçemedi. Sebeplerin çoğu yine dönemseldi. Büyük buhran içerisinde olan ülke insanları için en büyük eğlencelerden bir tanesi sinemaydı. Cinsellik, şiddet, çarpıcılık açısından pik yapmış bir sinemayı buhran döneminde yasalar ile baskı altına almak çok akılcı değildi. Aynı zamanda yapımcıların sesli sinemaya geçişin ekipman maliyetini karşılama aşamasında seyirci kaybına tahammülleri yoktu. 1934 yılına kadar ortada taslakları olmasına rağmen yasanın tam bir uygulaması olmadı. 1934 yılında ise gittikçe sertleşen içerik, katoliklerin baskısı, yapımcıların ceplerini 4 yıllık süreçte yeterince doldurması sebebiyle olacak ki sert bir şekilde sansürlemeler ve ysakalamalar başladı. Pre-code dönemi "ses"in sinema ile buluşması ile Hollywood'un üslup olarak sınırlarının neredeyse olmadığı bir dönem olarak sinema tarihindeki yerini aldı. 1934'te yürürlüğe giren Hays Yasası 1967'ye kadar yürürlükte kaldı. 1968'de ise yerini halen yürürlükte olan Parental Guidance'a bıraktı.
Pre-Code Korku Filmleri
Pre-code döneminde çekilen yüzlerce film arasında kuşkusuz günümüze en fazal taşınanları korku filmleridir. Dönemin korku filmleri tabi ki dönemin izleyici kitlesi değerlendirilerek göz önünde bulundurulduklarında amaçlarına ulaşmışlardır. Bu filmler izleyicileri gerçekten korkutmuş, içlerine şüphe düşürmüş, gerçekle bağlantılarını koparmış ve bazen de sinema salonlarını çığıklara boğmak için gerekeni vermişlerdir. Korku filmlerine genel olarak bakıldığında zaten kendilerini edebiyat dünyasından çok daha öncesinde kanıtlamış eserler dikkat çeker. Fakat sinemanın gösterme ve 1930 yılında eklemlenen yeni kabileyeti bu eserleri belkide günümüze taşıyacak etkiyi yaratacaktır.
Pre-Code Korku Filmleri Listesi
En İyileri
Seçki Listesi
Küratörün Sıralaması
1. Freaks (1932) – Tod Browning
Çadırın ardındaki o loş dünyada ruhanî bir kibirle sirk çadırını dolaşanların ezici bakışları hâkimdir. Tod Browning, bu karanlık dram ve horror kurgusunda seyirciyi ucube gösterilerinin en hakiki yüzüyle baş başa bırakır. Trapez sanatçısının parlak cazibesi, kalabalığın ortasında kurulan tehlikeli bir romantizm illüzyonunu besler. Sevgi ve ihanet aynı çatı altında, kulis arkasındaki fısıltılarda büyür. Çadırın demirbaşları kendi aralarındaki bağa sığınırken, dışarıdaki dünyanın ikiyüzlülüğü yavaş yavaş su yüzüne çıkar. Gerçek canavarların kim olduğu, çadırın sönmeye yüz tutmuş ışıkları altında netleşmeye başlar.
Fragman
2. Dr. Jekyll and Mr. Hyde (1931) – Rouben Mamoulian
Sisli Londra sokaklarında, Victorian dönemin bastırılmış ahlak anlayışı laboratuvar masalarında yankılanır. Rouben Mamoulian imzasını taşıyan bu klasik korku ve bilimkurgu anlatısı, insanın içindeki iki zıt kutbu ayrıştırma çabasının dehşetini kadraja alır.
Doktor Jekyll, hazırladığı kimyasal iksirle benliğinin karanlık yönünü serbest bıraktığında, sokaklarda dizginlenemez bir yıkım dalgası başlar. Siyah beyaz görüntülerin yarattığı tekinsiz atmosfer, karakterin yaşadığı bölünmeyi ve içsel huzursuzluğu keskin bir biçimde gözler önüne serer.
Film
3. King Kong (1933) – Merian C. Cooper, Ernest B. Schoedsack
Büyük Buhran'ın gölgesinde sidik yarıştıran sinema tutkusu, kameraları ve hayalleri sisi delmeyen bir gemiye doldurur. Hedef, haritalarda boş bırakılmış, insan ayağının değmediği vahşi bir adadır.
Yönetmen koltuğunda Merian C. Cooper ve Ernest B. Schoedsack'in yer aldığı bu macera ve korku damarlı yapım, sisler arasındaki antik canavarla yüzleşir. Gözlerden uzak bu devasa maymun, medeniyetin demir kafesine sıkıştırılıp New York City'nin beton yığınlarına taşındığında, kaçınılmaz bir yıkımın fitili ateşlenir.
Fragman
4. Dracula (1931) – Tod Browning
At arabasının tekerlekleri Karpatlar'ın çamurlu yollarında gıcırdarken, genç bir emlak danışmanı gecenin karanlığında Transilvanya şatosuna doğru ilerliyor. Tod Browning'in yönettiği bu klasik korku yapımı, izleyiciyi batıl inançların gölgelediği gotik bir atmosfere çekiyor.
Şatonun loş koridorlarında yankılanan adımlar ve kadife pelerinlerin hışırtısı, yüzyılların yorgunluğunu taşıyan Kont Dracula'nın varlığını hissettiriyor. Gündüzleri tabutunda sessizleşen, geceleri ise Londra sokaklarında av arayan bu ölümsüz varlık, sıradan insan gerçeğini altüst eden karanlık bir cazibeye sahip.
Film
5. Frankenstein (1931) – James Whale
Mezarlardan çalınan soğuk beden parçaları, laboratuvarın loş ışığında tek bir amaç için bir araya geliyor. James Whale, izleyiciyi klasiğin siyah beyaz evreninde bilim ve kibrin kesiştiği noktaya davet ediyor. Toprak altından toplanan kemikler ve dikilen etler, hastalıklı bir hırsın sonucunda nefes almaya başlıyor. Ancak bu yapay tenin ardındaki varlık, yaratıcısının hayal ettiği kusursuz zaferden çok uzak. Karanlık masal, cehennemi andıran bir laboratuvardan dış dünyaya taştığında, korku ve yabancılaşma sokağa yayılıyor. Frankenstein, korku türünün kalbinde yatan o derin trajediyi, insanın kendi yarattığı canavarla imtihanı üzerinden fısıldıyor.
Fragman
6. The Invisible Man (1933) – James Whale
Karlı bir İngiltere kırında, tren kazasının ardından başlayan o amansız kovalamaca, sinemanın erken dönem siyah beyaz estetiğiyle birleşiyor. James Whale yönetmenliğinde perdeye gelen bu bilimkurgu ve korku klasiğinde, görünmezlik formülünü kendi üzerinde deneyen bir bilim insanının zihni yavaş yavaş karanlığa gömülüyor.
Deney kontrolden çıktıkça, sırtını romandan alan hikaye sokaklara taşıyor. Görünmez bir bedenin taşıdığı hırs ve delilik, buz gibi kış gecelerinde kasaba halkını dehşete düşüren bir ava dönüşüyor. Kimsenin göremediği o tehlike, her köşe başında sessizce bekliyor.
Fragman
7. Island of Lost Souls (1932) – Erle C. Kenton
Güney denizlerinin ortasında, dalgaların dövdüğü ıssız bir kıyıda insan iradesi sınır tanımıyor. Kazadan sağ kurtulan talihsiz bir denizci, kendisini doğanın kurallarının çoktan terk edildiği izole bir toprak parçasında buluyor. Erle C. Kenton imzalı bu karanlık bilimkurgu ve korku atmosferinde, adanın hâkimi olan deli doktorun laboratuvarından yükselen sesler gecenin sessizliğini bölüyor. Genetik deneylerin ve insanla hayvan arasındaki sınırların silindiği bu coğrafyada, kapana kısılmış olmanın verdiği çaresizlik tüm hücrelerde hissediliyor. Her köşe başında insan ve hayvan hibritlerinin gölgeleri dolaşırken, tanrıcılık oynamanın bedeli bu tuhaf adanın sakinleri tarafından ağır şekilde ödeniyor.
Fragman
8. Doctor X (1932) – Michael Curtiz
Dolunay New York sokaklarını aydınlatırken, şehrin morglarında tedirgin edici bir hareketlilik başlar. Michael Curtiz imzasını taşıyan bu korku ve gerilim klasiğinde, gölgelerin arasında saklanan katilin izini sürmek meraklı bir muhabire düşer.
Bilimsel hırs ile hastalıklı deneylerin kesiştiği laboratuvarlarda, neşterin soğuk ışığı dehşetin rengini belirler. Akıl dışı teorilerin peşindeki dahi bilim insanı ve gerçeği arayan basın mensubu, karanlık bir bulmacanın parçalarını birleştirir.
Pre-code dönemin sert ve uzlaşmaz tonunu taşıyan bu yapım, gerilim unsurlarını bilim kurgu detaylarıyla besler. Şehrin sokaklarındaki cinayet zinciri derinleşirken, her yeni gece biraz daha gerilim vadeder.
Film
9. The Most Dangerous Game (1932) – Irving Pichel, Ernest B. Schoedsack
Güney denizlerinin ortasında, kazazedelerin sığındığı o ıssız ada kayalıkları yavaşça akşamın karanlığına teslim olurken, avcı ile av arasındaki çizgi de siliniyor. Irving Pichel ve Ernest B. Schoedsack imzalı bu gerilim, denizin ortasında mahsur kalan bir adamın insan avına dönüştüğü boğucu bir kabusu perdeye taşıyor. Siyah beyaz görüntünün yarattığı tekinsiz atmosfer, ormanın derinliklerinde çalan sessizliği ve yaklaşan tehlikenin ayak seslerini daha da belirginleştiriyor.
Film
10. Mystery of the Wax Museum (1933) – Michael Curtiz
Londra'nın sisli sokaklarında yankılanan ayak sesleri, ardında kül olmuş anılar bırakan büyük bir yangının izini sürüyor. Yıllar sonra yeniden kapılarını açan balmumu müzesi, taze sergisiyle merak uyandırırken kasabanın karanlık köşelerinde garip kayıp vakaları çoğalmaya başlar.
Yönetmen Michael Curtiz, korku ve gizem türünün erken dönem estetiğini ustalıkla örerken izleyiciyi gotik bir labirentin içine çekiyor. Müzenin gölgelerinde yankılanan sessizlik, meraklı bir muhabirin adımlarıyla bozulduğunda asıl gerilim su yüzüne çıkıyor.
Fragman
11. The Black Cat (1934) – Edgar G. Ulmer
Macaristan'ın sisli yollarında yaşanan kaza, yeni evli çifti gizemli bir mimarın malikanesine sürükler. Dışarıda kopan fırtına içerideki sessiz gerilimin karşılığıdır.
Edgar G. Ulmer imzalı bu gerilim, siyah beyaz kontrastın yarattığı gölgeler arasında ilerler. Ev sahibi ile misafir arasındaki geçmiş hesaplaşmaları, evin her köşesine sinen klostrofobik atmosferi besler. Karakterler adım adım karanlık bir ritüelin çekim alanına girer.
Film
İlişkili Akımlar ve Temalar
Anasayfa
Film
Kürasyon
Kritik
Menü
